

RECAİ ŞEYHOĞLU
Birkaç gündür Karşıyaka’da Bülent Ecevit’in adının bir kültür merkezinden kaldırılışına imza atan belediye başkanı ile meclis üyelerinin ne kadar sosyal demokrat olduklarını düşünüp duruyorum.
Yıllar öncesinde adı dağlara taşlara yazılmış Karaoğlan’a yapılan bu değerbilmezliğiEcevit âşığı olmasam da içime sindiremiyorum. Onun ‘Karaoğlan’ olduğu yıllarda ben Salihli’de gençlik kolları yöneticisiydim. Partili abilerimiz Ankara’da evine gittiğinde Rahşan Hanım’ın onlara bisküviyle adaçayı ikram ettiğini duyduğumdaşaşırmış, lüksten ve şatafattan fersah fersah uzak yaşayan bu aileye hayran kalmıştım.
Başbakanken de Renault taksiye biniyordu yanılmıyorsam. Paha biçilmez kol saati yoktu, eşinin de milyarlık çantası…
Ezen sınıfın asalağı diye tanımlanan ( Einstein) din adamlarının kızlarının bile çakarlı araç kullandıklarınıgörseydi mutlaka kınardı onları. O çakarlı aracı kullanan kadının babası Cüppeli Ahmet’in ‘’ Peygamberler mezarda eşleriyle cinsel ilişkiye giriyor.’’ dediğini işittiniz mi bilmem…
Ecevit’ten bu yana ülkede çok şeyler değişti. Lakin, onun dürüstlüğüyle/ ciddiyetiyle ilgili aleyhte tek söz edilmedi. Keşke ‘’ İyi tarikatlar da var.’’ dememiş olsaydı Başbakanlık günlerinde.
Şair, yazar, gazeteci, politikacı Bülent Ecevit bir entelektüeldi.
*
Cemal Enginyurt, arada bir ‘’ Babacığım babacığım’’ sözcüklerini kullandığı bir konuşma yapıyor da hepimizi güldürüyor ya… Televizyonda şımarık edalı bir delikanlının para pul ve gayri menkullerle ilgili babasıyla yaptığı konuşmalara değiniyor ya…
Bülent Ecevit, o baba oğulun konuşmalarını görüp dinlese ‘ görgüsüz’ sözcüğünü kullanırdı mutlaka.
Beyefendiydi Sayın Ecevit.
10 yıldır Karşıyakalılara hizmet veren Mehmet Atilla Kitaplığını kapatıp buradaki bilim-sanat-edebiyat söyleşilerine son veren Karşıyaka Belediyesi, bir kültür merkezinde yaşatılan Bülent Ecevit’in adını kaldırdı.’’ Şehit Hava Pilot Albay Gökhan Özen ‘’ olarak değiştirdi.
Karşıyaka Başkan, iyi eğitim görmüş bir kadın. Nasıl olur da böylesi bir vefasızlığa imza atar anlamış değilim. Karar sonrasında Meclis üyelerinin ortalama eğitim düzeyini çok merak eder oldum. Ah Cemil Bey diyesim geliyor. Ardahan Totuk’u meclis üyeliği için gösterseydiniz o, bu kararın yanlış olduğunu dile getirir, ikna ederdi arkadaşlarını.
Karşıyaka, Türkiye’nin Batı’ya açılan penceresi. Sosyal demokrat seçmenin ezici ağırlığının adresi olanbir ilçemiz.
Belediye, sosyal demokratların elinde olmasına karşın, ülkemizin en önemli sosyal demokrat liderlerinden birinin kültür merkezinde yaşayan adını kaldırmakta beis görmüyor. Garip değil mi?
Akıl tutulması dedikleri bu olsa gerek!
Uzaklarda yaşayan biri, Karşıyaka’yı AK Partili bir başkanın yönettiğini düşünecek.
*
Gazeteci gibi gazeteci Zülal Kalkandelen’in Komisyon toplantılarıyla ilgili yazdıklarını okuyunca içim ferahlıyor, yazısını eşimle dostumla paylaşıyorum.
Fatih Erbakan da etkileniyor olsa gerek ki, şöyle demiş:’’ Cumhurbaşkanının bir kez daha seçilmesini sağlayacak kişiye özel anayasaya karşı olacağız. Kişiye özel anayasa olmaz, buna karşı olacağız.’’
Bravo Erbakan diyesim geldi söylediklerini okuyunca.
Erbakan bile sağduyuyu elden bırakmamışken Karşıyaka Belediyesi’nin meclis üyeleri ‘ Sağ‘ adım atıyor.
Herbirini şimdi yakından tanımak istiyorum.
*
‘ Zemheriden gelen’ adındaki sosyal medya kullanıcısının paylaşımı dikkatimi çekti:
RTE: ‘’Türkiye’de sadece Türkler yaşamadığı için andımızı kaldırdık.’’ diye konuşmuş bir yerde.
İlber Ortaylı da yanıt vermiş: ‘’ Türkiye’de sadece Müslümanlar yaşamıyor, din dersi kaldırılsın! ‘’
‘ konusanadamofficial’ın paylaşımı daha ilginç: ‘’ İmamoğlu’nun diplomasına sahte diyen YÖK üyesi Metin Dağdeviren’in diploması sahte çıktı.’’
1 Ağustos 2025’te Diyanet’e bağlı 90 bin camide okunan ‘’ Hayâ Allah’ın Emri Fıtratın Gereği’’ başlıklı hutbe çirkin ve komikti: ‘’ Bedeni açıkta bırakan elbiseler, vücut hatlarını belli eden kıyafetler tarz ya da imaj değil, Allah’ın emirlerini ihlâl etmektir.’’
Bunun adı, kadın bedeni üzerinden politika yapmak!
Gel gör ki taptıkları Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğu ilk günlerde şöyle seslenmemiş miydi: ‘’ Biz herkesin inandığı ve istediği gibi yaşamasını, öyle giyinmesini istiyoruz. İsteyen mini etek giysin, isteyen kapansın. Yeter ki kimse kimseye karışmasın. Yaşam tarzı dayatmasın! ‘’
Hangisi doğru söylüyor, kime inanalım?
Diyanet ve din çevreleri bunu hep yapıyor. Çelişki, yalandolan iç içe …
Diyanet’in Viyana’daki temsilciliğinde görevlendirdiği iki din görevlisinin camilerde toplanan yardım paralarını eğlence mekanlarında eskort kadınlarla harcadıkları ortaya çıktığında Ali Erbaş’ın yüzü kızarmış mıdır sizce?
Aynı arkadaş, son günlerde çokça tanık olduğumuz( olmaz olaydık) yangınlar için de çözüm bulmuştu. Ne gece görüşlü helikopterler ne uçak ne de çalışanların sayısının arttırılması… Onun çözümü ‘ Dua ‘ydı.
31 Ağustos 2025 günü, bunun için ülke genelindeki 90 bin camide dua yayını yapıldı.
Çanakkale’deki yangın için dua edilmedi mi yoksa?
Aynı çevreler Gazeteci Özcan Avyüzen’in şu yazısına ne der acaba?
‘’ Yunanistan bu yıl yangınlarla mücadele için 400 milyon euro bütçe ayırdı. 85 tane yangın söndürme uçakları var. 1300 tane daha araç alacaklar. Biz yarısı kiralık 27 uçak ve damacana ile yangın söndürmeye çalışıyoruz.’’
Ezen sınıfın asalağı oldukları için ( Einstein) bu yazı karşısında bilin ki susacaklardır.
‘ sscomtr’nin paylaşımına gelince…
‘’ AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, biyografisinden sınavsız diploma veren Balkan Üniversitesi’ni çıkardı.’’
Bu ne utanmazlıktır anlamak zor, ülkenin dört bir köşesi sahte diplomalılarla dolmuş da haberimiz olmamış. Aklıma bu konuyla ilgili bir söz geliyor da söylemeye çekiniyorum. İmamlı mimamlı hani…
Bu sahtekarlıklara katılan ilginç biri de asker kaçağı olduğu anlaşılan, Malatya İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü diplomalı Kayıhan Osmanoğlu.
Sahte diplomalı hazretleri II. Abdülhamit’in torunu oluyormuş.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkan Yardımcısının da 10 ayrı fakülteden aldığı 10 üniversite diploması olduğu, kısa ömrüne 2 doktora, 4 yüksek lisans tezi sığdırdığı ortaya çıktı. Çok utanmış olsa gerek ki 4 diplomasını sistemden kendi eliyle silmiş.
Karpuzun dilimle, erik, incir, kayısı, limon gibi tarım ürünlerinin taneyle satıldığı günlerin mimarı olan AKP, bizi daha ne gibi akla hayale gelmez konularla buluşturacak bakalım…
AK Parti ve Diyanet ahlak namus, din iman nutukları atarken Kayseri’de yaşanan şu ahlaksızlığa ne demeli: ‘’ Kayseri’de bir babanın 17 yaşındaki öz kızını istismar ettiği ortaya çıktı.’’
Kocasını bırakıp kayınbiraderiyle kaçan kadın da bu ülkede yaşıyor. Hem de üç çocuklu…
Demirel’in sözleri geliyor aklıma:
‘’ Silah satan barış ister mi, ilaç satan sağlık ister mi, hırsız olan hukuk ister mi, din satan ilim ister mi? ‘’
İlginç bir başka haber, ‘’ Halk otobüsünde taciz’’ başlığıyla yer aldı basında.
Altındaki yazıda şunlar yazılıydı: ‘’ Halk otobüsünde bir kadının etek altı fotoğrafını çektiği şikayetiyle gözaltına alınan emekli hakim, adli kontrolle serbest bırakıldı.’’
Tuz kokar mı derler ya… İşte ona benzer bir durum.
Ne günlere kaldık…
Döneklerimiz için gazeteci Mustafa Mutlu, köşesinde ‘’ Benim kareasım’’ dediklerini isim isim yazmış: Yiğit Bulut, Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Metin Feyzioğlu, Yavuz Bingöl.
Üretiyor da üretiyoruz maşallah!
Atasözlerimiz bile sabıka yüklü:
Bal tutan parmağını yalar/ Devletin malı deniz yemeyen keriz / Komşuda pişer bize de düşer/ Üzümünü ye bağını sorma
Kara Harp Okulu Dekanının askerliğini bedelli yapmış olması ise trajikomik değil mi?
*
Bir kitaptan bir paragraf aktarayım size:
‘’Giderek öfkeleniyorsun. ‘’ Fakat ülkenin yasalarına göre kral dört yıl yönettikten sonra geri çekilmek zorunda!’’ diyorsun. Kocan konuşuyor:’’ Bu ülkede yasa filân yok. Sarayın çıkardığı fermana göre halkı isterse kral sonsuza kadar ülkeyi yönetebilir. Ve şimdi ülkenin dört bir yanından gelen kabile başkanları delegasyonları kralın ayaklarına kapanıyor.Yalvarıyorlar ona- halklarının adına- Allah rızası için ülkeyi yönetmeye devam etsin…’’
Soruyorsun kocana:’’Peki kral bütün bunlara ne diyor?’’
‘’ Ellerine birkaç torba pirinçle birkaç kalıp sabun veriyor ve susuyor.’’
‘’ Hiçbir şey söylemiyor mu?’’
‘’ Evet’’ yanıtını veriyor kocan. ‘’ Hiçbir şey söylemiyor.’’
*
Başka bir paragraf…
‘’ Bir gardiyan içeri giriyor ve eliyle kocanın omzuna dokunuyor.’’ Zamanınız son erdi.’ diye homurdanıyor. Kocan elindeki plastik torbayı adama uzatıyor. İçinde dört kalıp sabun, üç karton kutu meyve suyu, birkaç paket şeker, iki teneke kutu Ovamaltine, biraz da para var. Biliyorsun torbadakilerin yarısı senin eline geçecek, gardiyan diğer yarısını çalacak, onları ailesine götürecek.’’
Nijerya’nın İbadan kentinde doğan Toyin Adewale’nin yazdığı ‘ Acı Çikolata’dan iki paragraf…
Öykülerinde güçsüzlerin avukatlığını yapan kadın yazarımızın ‘ Acı Çikolata ‘sı bugüne kadar Nijerya’da hiç yayımlanmamış.
Şükürler olsun, bizim kadın yazarlarımız Toyin kadar şanssız değiller.
Ülkemize gelse ve incelemelerde bulunsa yazacağı öyküler Nijerya’dakilerden acaba ne kadar farklı olur diye gel de düşünme! Benzerlikler öyle çok ki…
