

RECAİ ŞEYHOĞLU
Yıllardır zorunlu okutulan din dersine, 100 bine dayanan cami sayısına, binlerce din adamının verdiği vaazlara ve televizyon programlarına karşın kötülük tohumları son bulmuyor. Yeşerdikçe yeşeriyor üstelik…
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı açıklama yapıyor: ‘’ 10 binden fazla hak ihlâli oldu.’’
Bunu söyleyen yüce mahkeme!
Güven ortamı da yaratılabilmiş değil. Baksanıza, Mersin’de güpegündüz bir parkta uyuyup kalan Fatma Polat ve Mustafa Zülküflü’nün 1800 Eurosu, 650 lirası ve cep telefonu çalınıyor.
Hırsız; Nepalli Budist ya da Japonyalı Şintoist değil, bizden!
Yalancılık/ hırsızlık kötüdür, başkalarının malını çalmak ayıptır/ günahtır eğitiminden geçmiş bir Müslüman…
Sadece hırsızlık olsa razıyız. Yalancılık, ikiyüzlülük, sahtekarlık da almış başını gidiyor.
Salgın günlerinde CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel soruyor Sağlık Bakanına: ‘’ Virüsten ölenlere neden doğal ölüm yazıyorsunuz?’’
Neden yalan söylüyorsun demeye çalışıyor kibarca. Vatandaşlarına yalan bilgi veren bir sağlık bakanımız var demek ki…
Yalancılığın, sahtekarlıkla büyük aşk yaşadığı bir coğrafya olup çıktık.
2020 Eylül sonu itibariyle 754 bin öğrencinin evinde televizyon yokmuş. 3 milyon öğrencinin de interneti…
EBA denilen Eğitim Bilişim Ağı çöktü. Yani, uzaktan eğitim dedikleri fiyaskoyla sonuçlandı.
‘’ Niye saman ithal ediyoruz?’’ sorusuna ‘’ Paramız var ki ithal edebiliyoruz.’’ yanıtını veren Tarım Bakanı gibi Milli Eğitim Bakanı da çöken EBA için ‘’ Sistemin çökmesi aslında bizim açımızdan olumlu bir gelişme.Demek ki bu kadar yoğun bir talep var.’’diyor.
Galiba dalga geçiyorlar bizimle.
‘’ Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler ‘’ diye tarihe geçen Marie Antuanet, bunların atası mı yoksa?
Halkından ve gerçeklerden bihaber olan bakanlarımız iyice çoğalmışa benziyor.
Yanan ya da yakılan ormanlarımız için ‘’ Yanan ağaçlar mangal kömürü olarak ekonomimize kazandırılacak.’’ diyen AKP Milletvekillerinden farkı yok Sayın Bakanın.
Bunun adı zavallılık!
Zavallılığımıza örnekler öyle çok ki…
Rize/ Çayeli AKP İlçe Başkanlığı, üye sayısını arttırmak için ‘’ AKP’ye üye olun, Külliye’de 1 gün geçirme fırsatı yakalayın.’’ diye duyuruda bulunuyor. Saray’ın halktan toplanan vergilerle yapıldığını bilmiyor olmalılar ki bu duyuruyla Saray’ı promosyon ürünü haline getirdiklerinin farkında bile değiller.
Hem zavallılar hem de şeytani kurnazlık içindeler.
Neden böyle söylediğime gelince…
Çayeli, 44 bin nüfuslu bir ilçe. AKP’ye kayıtlı Çayelili üye sayısı 15 bin 827
173 kişi daha kayıt yaptırırsa üye sayısı 16 bin olacak. Duyuruyu okuyan AKP’liler sanıyor ki her yeni üye Külliye’ye gidip 1 gün geçirecek. Hiç de öyle değil!
Agalar, meğerse sadece 16 bininci üyeyi götüreceklermiş 1.150 odalı adrese.
Yoksullaştırılan/ cahilleştirilen insanların nasıl da kolay kandırıldığına tipik bir örnek değil mi bu?
Ya şu konu?
Gümrüğe geliş değeri 130 bin lira olan/ 1,6 cc motor bir otomobil için tamı tamına 146 bin 733 lira vergi alınıyor.
50 liralık su kullanan vatandaşın vergilerle birlikte devlete 100 lira ödemesi gibi…
84 yıl önce tifo,dizanteri,kolera,meningokok,stafilokok, boğmaca,brusella,BCG, difteri,tetanoz,kızıl,karma,lekeli humma,kuduz, çiçek, grip aşıları üreten Türkiye’nin şimdi aşı için dışarıya avuç açması zavallılık değil de nedir ya…
9 milyondan fazla Suriyeli’ye bakım ve koruma sağlayan, 50-60 bin kişilik SMO’nun tüm gereksinmelerini karşılayan ama pandemi nedeniyle İBAN no’su vererek kendi halkından bağış toplayan Türkiye için ileride torunlarımız ne diyecek bakalım?
12 Eylül 2020 tarihi itibariyle TÜİK araştırması sonucu şöyle: ‘’ Türkiye’de 12 milyon yoksul bulunuyor.’’
Hani, komşusu aç iken tok yatan bizden değildi?
Yardımlaşma, dayanışma ruhu ve gelirin adil bölüşümü olsa 12 milyon yoksulumuz olur muydu?
Bu sayıyı günden güne çoğaltanları merak etmeyecek miyiz?
Arada biri yurdumuzun cennet köşeleri yanmakta.Tesadüfe bakın ki siz, hep de konut yapılabilecek bölgelerde çıkıyor bu yangınlar. Örneğin Bodrum’da, örneğin Ayvalık’ın cennet köşelerinde…
Hiç düşündünüz mü, Orman Kanunu AKP ile 21 kez değiştirilmiş.
Müfredatın ve kamu ihale yasasının sık sık değiştirilmesi gibi.
Uçmadığımız havalimanlarına, yatmadığımız hastanelere bize paşa paşa para ödetenlerin kimler olduğunu hiç merak etmeyecek misiniz?
Neden son 17 yılda 40 bin kişinin intihar ettiğini merak etmeyecek misiniz?
Türk Tabipleri Birliği’nin neden kapatılmasını ister bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve onun sadık ortağı , hiç düşünmeyecek misin?
Polislerin maske kontrolü yaptığı bir sırada yakalanan maskesiz vatandaşın telefonla birini arayıp ‘’ Teşkilata haber ver.’’ demesiyle ne yapmaya çalıştığını istiyorum ki hep birlikte düşünelim.
Görevini yapan devlet memurunu teşkilatıyla korkutmaya çalışan bu yeni tip insanların nasıl ve ne zaman türediğini merak edip öğrenirsek sorunların çözümüne o ölçüde katkıda bulunuruz diye düşünenlerdenim ben.
‘’ Mesafe diyoruz uyulmuyor.Maske diyoruz uyulmuyor.’’ şeklinde halkını şikayet eden yöneticilerin neden yöneticilik yapmakta ısrarlı olduklarını anlamak zor.
‘’ Yönetemiyorsunuz da ondan! ‘’ diyeceğim ama korkuyorum.
Korktuğum başka bir konu daha var. Sosyal medyada gördüm. Çok da güldüm. Cumhurbaşkanımız güldüğümü görür diye de korktum doğrusu.
Başlık şöyle: Türkiye’nin yetiştirdiği en uyanıklar:
SÜLÜN OSMAN: Köprüden geçenlerden para alıyordu.
KASIMPAŞALI RECEP: Köprülerden geçmeyenlerden bile para alıyor.
Nokta!
