

RECAİ ŞEYHOĞLU
Büyüklerimizin ifadesiyle Neo Patrimonyal Sultanizm iktidarıyla karşı karşıyayız.
Emeğin ucuzlaştığı, yaşamın çekilmez olduğu mülteci- göçmen- sığınmacı – ne derseniz- ülkesi olup gittik.
İç Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu’da aşağı yukarı yüzde 60 oy alan AKP İktidarı, yoksulların/ emekçilerin ‘ evet ‘ leriyle toplumun ensesinde boza pişirmeye devam ediyor.
Ne yaparsın ki ülkemiz halinden memnun kölelerle dolu gibi…
Televizyon ekranında ‘’ Talip bizim peygamberimiz! ‘’ diye haykıran orta yaşlı bir kadın görüntüsü beynime çakılmışçasına yer etti bende. Evine gittiğinde belki de ne pişireceğini düşünecek bir saat…
Öyle ilginç görüntülerle karşı karşıyayız ki…
O kadın ve onun gibileri bu sözleri için bir yerlerden maaş mı alıyor diye düşünüyor insan, ister istemez…
*
Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Çin dünyanın en büyük gemi söküm tesislerine sahip.
Merak ettiniz mi hiç, Türkiye bu konuda kaçıncı sırada yer alıyor?
Öğrenmelisiniz!
Nedenini, nedenlerini de…
İlk imar affı 1948’de çıkmış. AKP 7 imar affı çıkarmış. Onca sel ve depremin yaşandığı ülkemizde ikide bir imar affının çıkarılmasının çok mu yararı var da imar planları sık sık değiştirilir?
Aynı iktidar, 22 yılda 9 Milli Eğitim Bakanı değiştirmiş.
Çocuğunuzun ilkokulda dört kez öğretmen değiştirdiğini düşünün…
Daha başka…
5 yılda 4 hazine ve maliye bakanı değişti.
2 yılda 3 merkez bankası başkanı değiştirildi
Oğlumuz ya da kızımız iki sevgili değiştirse surat asıyoruz halbuki…
Son olarak, değiştirilen valilerin sayısını duymuş/ öğrenmişsinizdir.
Ne değişimciyiz be!
Dünyada bu denli adam eskiten/değiştiren bir ülke var mıdır sizce?
*
Vücudumuzun yüzde 60’ının su olduğu bilinir. Beynimizin yüzde 70’i, kanımızın ise yüzde 80’i su…
Ülkemizin üç yanı denizlerle çevriliyken, zengin bir bitki örtüsüne sahipken susuzluk çekiyor olmamızın nedenleri üstüne kafa yordunuz mu hiç?
Su sıkıntısı çekip duruyorken ormanlarımızın yok edilmesi, son olarak Akbelen cinayeti konusunda toplum olarak ne kadar tepki gösterdik, bunun muhasebesini yaptık mı?
Vücudumuz susuzluğa ancak beş altı gün dayanabiliyor. Ormanlar sürekli yok edildikçe bunun sonuçlarının yağmursuzluk olduğunu bilmez miyiz?
Çok ilginç!
Gezegenimizin büyük bir bölümünü kaplayan suların ancak yüzde 3’ü temiz ve içilebilir.
Düzenli su verilemeyen sebze ve meyve fidanları/ ağaçları kurumaya yüz tutmakta…
Havuzlu villası olanlar da biliyorlar mıdır bu gerçeği acaba?
Duşu kısa tutmak, ağaç dikmek tavsiyesine kulak verelim lütfen!
Bize ‘ Etrak-ı bi idrak ‘ diyenler haklı mıydı yoksa…
Herif-i naşerifler yüzünden mi emperyal güçler nedeniyle mi…
Yeşeren felsefenin soldurulmasından mı yoksa?
*
Dünyada 8 milyar insan yaşıyor.
Biri, ‘’ İnsanım ve insana dair hiçbir şey bana yabancı değil.’’ demiş ya…
Olup biteni anlamak bunun için zor gelmiyor bana.
Torunlarımız kötü bir miras bırakmış oluyoruz sadece.
‘’ Bizimkiler akşam sabah ekmek ve makarna yemiş olmalılar… ‘’ diye anacaklar bizi.
Kim bilir belki de kınayacaklar.
Oysa iyi anılmak da var.
Sonuca gelecek olursak…
Beynimizdeki ve kanımızdaki su oranı çok mu düştü de bu hallere düştük biz?
