DOLAR 46,4594 % -0.04
EURO 53,2764 % 0.06
STERLIN 61,3987 % 0.08
FRANG 57,7550 % -0.03
ALTIN 6.277,06 % -0,16
BITCOIN 62.811,99 -2.412

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

TARİH TEKERRÜR EDER Mİ?

Yayınlanma Tarihi : Google News
TARİH TEKERRÜR EDER Mİ?
Reklam

RECAİ ŞEYHOĞLU

Ülkemizin kurtarıcısı / kurucusu yıllar önce  ‘’ Manevi mirasım bilim ve akıldır.’’ demişken   dünyanın en iyi  10 üniversitelerinden  biri kabul edilen Stanford’un büyük araştırmasına göre  dünyada en etkili 200 bin bilim insanı içinde Türkiye’den sadece 1202 kişinin  bulunması düşündürücü!

Bilim ve akıl, özellikle son 22 yıldır emekliye ayrılmış gibi…  Bunda payı olanlardan birinin ülkemizin kurucusuna ‘ ayyaş ‘ diyen Cumhurbaşkanı olması  daha  da yürek yakıcı!

ÇEDES Projesiyle çocuklarımıza sözüm ona değerler eğitimi adı altında sevgiyi ve dindarlığı öğretecek olanlar keşke öğrencilere bir de Claude Monet’in ‘ Nilüferler ‘ adlı tablosunu izlettirmeyi düşünselerdi… Ayıp – günah ve korkuyu öğreten din görevlisi siyasal İslâmcıların  hiç kuşkunuz olmasın ki  mutluluk veren o tablodan da haberleri yoktur.

Bilim insanları, kış uykusu insanlar için de mümkün mü diye düşünürken bizimkilerin uğraşı hep bilim dışı…

Büyük bir proje ile karşı karşıya bulunduğumuz ise toplumun tüm kesimlerince anlaşılmış değil maalesef.

Günden güne bozulan demografik yapımızın ileride başımıza ne tür sorunlar açacağını iktidar sahipleri hiç kuşkunuz olmasın ki çok iyi biliyorlar. İktidar, yüzdesi ne kadar bilmesem de bu ülkenin tarihini/ kültürünü bilmeyenlerin kullandıkları oylarla belirlendi. Bir de ceplerine para konulanlarla… Düşünebiliyor musunuz, ülkemizde milyonlarca insan sosyal yardım altında iktidardan maaş almakta… beslenmekte…

‘’ Gâvurun ekmeğini yiyen türküsünü çığırır.’’ sözü boşuna söylenmiş değil…

Nasıl bir ekonomi eğitimi aldıysa ekonomist olduğunu söyleyen Başkan, ülke ekonomisini çökertmiş durumda. Maliye, İngiliz Mehmet diye bilinen birinin elinde…

Başkan, 22 yıldır ülkeyi yönetiyor, dünyayı geziyor ama hâlâ ikinci bir dili bile öğrenebilmiş değil. Üstelik dört çocuğunu da yurtdışında okuttu. Kim bilir kaç kez gidip geldi onların yanına… Merak etmez mi insan hiç etin, sütün, suyun, ekmeğin İngilizcesini?

 Elinin altında binbir türlü olanak varken dil sorununu çözemeyen bir ekonomistin ülkemizi düze çıkaracağına gel de inan…

Onlarca belki de yüzlerce danışmanından hiç biri, ekonomist olan Başkana birden fazla dil konuşan birinin demans riskini de altedebileceğini söylemiyor olsa gerek.

Denilir ki ’’ Bir sokakta yaşayanların kültür düzeyi, o sokaktaki hayvanların huzurundan bellidir.’’

 Ülkemiz insanının kültür düzeyi de cumhurbaşkanı olabilmek için anayasada üniversite mezunu olma şartı aranıp duruyorken bir lise mezununu Cumhurbaşkanı yapmasından anlaşılıyor dersek bilmem yanılmış olur muyum?

İsrafa karşı olduğunu söyleyen First Lady Emine Hanımın sayın eşinin  imzasıyla  2023 Haziranının son haftasında  17 bakanlığa 68 bakan yardımcısı atandı.

Cumhuriyet tarihi boyunca bakan yardımcılığı kadrosu olmadı hiç. Buna ihtiyaç duyulmadı.

Bugün neden?

Bu atamanın Türkçesi şu; Seçilememiş AKP’lilerin, hatırı kırılmayacak AKP’lilerin dolgun maaşla gönüllerini almak!

ÇEDES projesi kapsamında okullarda görevlendirilecek olan din görevlileri konusuna benzer bir politika… 

Yapılan işin dindar kişiler yetiştirme diye bir amacı/ niyeti yok. Zorunlu okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi, zaten o işi görüyor. Amaç; AKP’lilerin istihdamı…

Eğitimden söz edince aklıma hep Finlandiya’nın Milli Eğitim Bakanı geliyor. Gazeteci, soruyor kendisine, ‘’ Neden ülkenizde özel okul yok? ‘’  Bakanın yanıtı şu oluyor: ‘’ Eğitim ticaret değildir.’’

Buca, Güzelbahçe, Bornova ve Çiğli’de yerden pıtrak gibi biten kolejleri göz önüne getirdiğimde kendi kendime hep soruyorum, halkımız bu kadar zengin mi de her yer özel okul?  Merak edip o kolejlerde çalışan tanıdığım öğretmenlere aldıkları ücreti soruyorum.  Ben söylemeyeyim, siz de sorup öğrenin!

Güzel ahlâktan dem vuran siyasal İslamcılar  eğitimin özelleşmesinden / ticarileşmesinden  hiç rahatsız değiller.

Sahi… Neden Milli Eğitim Bakanı ve bürokratları dünyanın en iyi eğitiminin verildiği iki üç ülkeden biri olan Finlandiya’ya  gidip yerinde incelemezler onların eğitim sistemini?

Aklıma Thomas Paine’nin sözleri geliyor: ‘’Mantığı kullanmayı reddeden biriyle tartışmaya girmek, bir cesede ilaç tedavisi uygulamaya benzer.’’

Recep Tayyip Erdoğan ve atadığı ( görevlendirdiği) milli eğitim bakanıyla bu konuyu  konuşabilir misiniz?

Eğitim sistemimizin ürettiklerine  herkes sosyal medyada tanık olmakta. Ne diyor  gepegenç bir bakımlı / başörtülü kadın: ‘’ 4 kocam var.  Gül gibi geçinip gidiyoruz.’’

Bu saatten sonra fakir bir adamı hiç çekemezmiş sayın bayan… Oysa ağababaları akşam sabah fakirliğe / yoksulluğa övgü düzercesine nutuk atıp durmaktalar…

Sistemi onaylayanlardan biri olan Fatih Erbakan’ın başkalarının kızları için 14 yaşında evlenebileceklerine dair sözlerine karşılık, ( Anadolu’da  yıllardan beri büyüklerimiz 14, 15, 16 yaşında  evlenmiş, mutlu yuva kurmuşlardır. 15 yaşındaki biri cinsel olgunluğa eriştiğine göre rızası geçerlidir.) kendi kızlarıyla ilgili sözlerine sözlerine ne dersiniz:

‘’ İki kız çocuğu babasıyım.15- 16 yaşında evlenmesini değil, üniversiteyi hatta yüksek lisansı bitirdikten sonra evlenmelerini  isterim.’’

Türkçe sözlükte bunun adı  ‘ riyakârlık ‘ mı,  ‘ Pedofili ‘ mi?

CHP’li Gökçe Gökçen ne güzel söylemiş: ‘’ … Yemeyip içmeyip çocuklarla cinsel ilişki nasıl kurulur diye yol arayanlar meclis sıralarına Erdoğan tarafından yerleştirildi.’’

DP’li Cemal Enginyurt’un tepkisi ise daha ferahlatıcı: ‘’ Ele verir talkımı kendi yer salkımı ! ‘’

Pakistan’da kendi çocuklarını özel okullarda okutup halkın çocuklarına ise şeriat eğitiminin verildiği okulları tavsiye eden siyasilerden  farkı yok bizimkilerin.

 Sosyal medyada yer aldı bile: ‘’ Şeriat istiyorlar, laik ülkede yaşıyorlar. Savaş istiyor, çürük raporu alıyor. Fakirliği övüyor, dört yerden maaş alıyor. Kısaca… Ne söylüyorlarsa tam tersini yapıyorlar.’’

Birileri Bodrum’da koy, bir başkaları ABD’de çiftlik alır/ apartman dikerken kimileri de gemiler almakta… Bu kişilere oy verenler de BİM’e giderken 25 kuruş vermemek için yanına poşet almakta…

Türkiye bu durumda…

Tek hurma ile beslenen peygamber ve yamalı cübbe giyen Ömer hikâyeleriyle halkımızı kandıranların kendileri için villa ve saray inşa ettiklerini  görünce ne düşünüyorsunuz meraktayım.

‘’ Atatürk’ün namaz kılarken/ kurban keserken hiç fotoğrafı yokmuş.’’ diyenler oluyor ya…

‘’ Ananla babanın da sevişirken hiç fotoğrafı yok ama ortada senin gibi bir ‘ mal ‘ var. ‘’

‘ Küpeli’ imzalı bu sosyal medya esprisiyle anladım ki halkımızın latife konusunda üstüne yok!

Başka bir espri… Kapkara sakallı/ takkeli bir beyefendi ölüm döşeğinde… Eşleri olsa gerek, dört kadın da başucunda… Takkeli bey, sesleniyor eşlerine: ‘’ Ben ölünce günahlarımı TÜİK hesaplasın! ‘’

Espriler bir yana, günümüz cambazlarına  benim de şöyle seslenesim var: ‘’ Keşke alkol kullananlara olan öfkeniz; yoksul halkın parasıyla saltanat süren hırsızlara, çocuk yaştaki  kızları kendilerine eş yapmaya çalışan arsız  ve ahlaksızlara, kul hakkı  yiyen utanmazlara da karşı olsaydı.’’

Uygulanan eğitim sistemi, yaşamın her alanında iflasın eşiğine geldiğimizi kanıtlarcasına  sürdürülmekte. Komşumuzun iki tavuğu bahçemize girdi diye mahkemelik oluyoruz. Elin 13 milyonu  elini kolunu sallaya sallaya ülkemize giriyor, gıkımızı çıkarmıyoruz! ‘’  

Ümit Özdağ açıkladı;  ülkemizde 5 milyonu  kayıtlı, 2 milyonu kayıtsız  olmak üzere  7 milyon Suriyeli bulunuyormuş. Suriyelilerin dışında 2 milyon Afgan, 2 milyon Afrikalı, 2 milyon da Pakistan- Irak- Kuveyt- Rusya ve Ukrayna’dan gelenler olmak üzere toplam 13 milyon sığınmacı varmış.

Sosyal medyada görmüştüm, Erdoğan ile İlber Ortaylı’nın  sanal polemiğini…

Erdoğan, ‘’ Türkiye’de yalnız Türkler yaşamadığı için Andımız’ı kaldırdık.’’ derken Sayın Ortaylı da şöyle sesleniyordu: ‘’ Türkiye’de sadece Müslüman yaşamıyor. Din dersi de kaldırılsın! ‘’

Andımız gitti, özgürlükler gitti, fabrikalar gitti, ulusal bayram ruhu tüketildi. Ne zaman uyanacaksın sevgili halkım?

Çok dilli, kültürlü ve yaşadığı dönemde İtalyan ressama portresini yaptıracak denli sanatçı ruhlu Fatih Sultan Mehmet’in sözlerini anımsatmak gerekiyor iktidar sahiplerine: ‘’ Bir şehirde en önemli üç şey; kanalizasyon, hamam ve kütüphanedir. Çünkü kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin kirini ve kütüphaneler de ruhun kirini temizler.’’

Diyeceksiniz ki millet kütüphaneleri kuruyorlar ruhlarımızın kirini temizlemek için…

Ben de sorarım o vakit, hapishanelerdeki çok sayıda yazarlar neyin nesi oluyor? Merdan Yanardağ hangi suçu işledi de bayram gününde cezaevine konuldu? Oysa Yanardağ’ın televizyon programındaki tümceleriyle kıyaslanamayacak kadar doğrudan ‘ Öcalancı ‘  ifadeler kullanan Mehmet Metiner, Yasin Aktay, Beşir Atalay ve Yalçın Akdoğan’ı da dinlemiştik yıllar önce ve iktidar sahipleri hiç oralı olmamış aksine onaylamıştı bu kişileri.

Kütüphane kuranların yazar düşmanlığı neyin nesi oluyor?

İlber Ortaylı ile  jeoloji profesörü Celal Şengör’ün’ün  uyarıcı/ uyandırıcı sözlerini işitmeye çok gereksinmesi var toplumumuzun. Daha doğrusu Aziz Nesin gibi aykırılara ihtiyaç var bugünlerde…

‘’ Hastanelerde dahiliye poliklinikleri var da neden cahiliye polikliniği yok? Memleketi yarısı bu hastalıktan muzdarip.’’ diyen Ortaylı, yanlış mı sizce?

Her ne kadar Farabi, ‘’ Her bildiğini söyleyen yalnızlaşır.’’ diyorsa da…

Olsun!

Ben yine de 21 Haziran 2023 tarihli Timur Soykan imzalı yazıyı paylaşacağım sizlerle…

‘’ TÜGVA Iğdır İl Temsilcisinin MİT’çi olduğunu söyleyerek ilahiyat fakültesindeki çok sayıda kadın öğrenciyi kandırdığı ve taciz ettiği öne sürülüyor. Tacizin yazışmaları, ses kayıtları var ama TÜGVA zrar görmesin diye soruşturma bile açılmamış.’’

Yerinizde olsam hemen internete girip TÜGVA’yı kuranların kimler olduğuna bakarım.

Haziran ayı içinde Urfa’da 12 yaşında bir çocuğun Menzil Cemaati’nin kaçak kuran kursunda kendisini asması ama ailesinin şikâyetçi olmamasına ya ne demeli…

Tarikatlarda ölen, öldürülen, taciz ve tecavüze uğrayan çocukların ailelerinin genel tutumunun tarikat büyüklerinin araya girip kan parası ödendikten sonra konunun kapatıldığını işitmişsinizdir herhalde…

Güzel ahlâk ile bağdaşır yanı var mı bu ve buna benzer ahlaksızlıkların, sorarım…

Memleketin çivisi çıktı son 22 yılda…

İstanbul polisi, bir TIR garajına baskın yapıyor. Gördükleri tablo şöyle: Garajın ortasına horozlar dövüşsün diye yüksekçe bir platform yapılmış. Etrafı da boks ringi gibi oturma mekânıyla çevrilmiş. Ve burada kan revan içinde dövüştürülen horozlar üstüne bahisler oynanmakta. Mekânın sahibi mi? İstanbul Hayvanları ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı!

Fıkra gibi, şaka gibi değil mi?

LeMan Dergisinin seçimden sonraki kapağı şöyleydi: Koltuğunun altına sıkıştırdığı bir ekmekle evine gelen koca, karısına şöyle diyordu:  ‘’ Erdoğan seçildi diye dış güçler ekmeğe zam yapmış Makbule! ‘’

Yoksullaştırılan/ cahilleştirilen Türkiye’min yeni insan modeli böyle biri olsa gerek!

Pahalılığı, zamları hâlâ Kılıçdaroğlu’nun yaptığını düşünenler ve söyleyenler var.

Buğday Rusya’dan, mercimek Kanada’dan, saman Bulgaristan’dan, et Sırbistan’dan, vatandaş da Suriye’den olunca demek ki sonuç böyle oluyor.

Evliliği Seda Sayan’dan, İslâm’ı Nihat Hoca’dan, tarihi Muhteşem Yüzyıl’dan, Ortadoğu’yu Kurtlar Vadisi’nden  öğrenince işte sonuç!

Cami yerine fabrika, imam hatip liseleri yerine teknik liseler, saray yerine okullar açmak, ithalat yerine üretim yapmanın zamanı geldiğini söylemek için illâ profesör mü olmak gerek?

Gidiş, öyle bir gidiş ki gelecek günlerde bizim de  azımsanamayacak kadar çok Rahip Martin Niemöllerlerimiz  olacak gibi.

Nazilerin iktidara gelişini olumlu bulan ancak onların kiliseyi kontrol altına alma girişimlerine karşı çıkan Niemöller’in ‘’ Önce komünistleri topladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları hapsettiklerinde sesimi çıkarmadım, çünkü sosyal demokrat değildim. Sendikacıları almaya geldiklerinde sustum, çünkü sendikacı değildim.

Sıranın sessiz kalanlara geldiğinde ise vakit çok geçti.

Tarih tekerrür eder mi?

Ders almasını bilmeyen için ‘ evet’ tarih tekerrür eder!

Son söz, yine sosyal medyadan:

 ‘’Ahlakın tavan yaptığı ülkelerde din yok, Din’in tavan yaptığı ülkelerde de ahlak yok! ‘’

YORUM YAP