DOLAR 46,4594 % -0.04
EURO 53,2764 % 0.06
STERLIN 61,3987 % 0.08
FRANG 57,7550 % -0.03
ALTIN 6.277,06 % -0,16
BITCOIN 62.811,99 -2.412

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

TİRANI DEVİREN PANKART

Yayınlanma Tarihi : Google News
TİRANI DEVİREN PANKART
Reklam

RECAİ ŞEYHOĞLU

Nedense kimse memleketin başına bela olmuş yalancı tiran için ‘ yalancı ‘ diyemiyordu. Çünkü yalama, yalamak, yalan, yalancı sözcükleri tıpkı hırsız, çalmak, çırpmak, aşırmak, dolandırmak sözcükleri gibi yasaklanmıştı ülkede.

Dört yanı denizlerle çevrili bu ada ülkesinin tiranına  herkesin taktığı ad ‘Toksik Dilli Tiran ‘’ dı. Ağzından çıkan her söz engereğin zehrinden farksızdı çünkü.

Ülkenin anneleri ise onun için ‘ Kobra ‘ diyordu.

Yıllardır diyar diyar dolaşıyor, tadını hiç bilmediği yemekleri yiyor, en şaşaalı yataklarda  yatıyor, en lüks otomobillere biniyor, en pahalı saatleri koluna takıyor,  günde iki kez giysi değiştiriyor, bir giydiği ayakkabıyı bir daha giymiyorcasına yaşamını sürdürüyorsa da  anasından öğrendiği dilin dışında bir dil öğrenememişti.

Aklı ermiyordu bir türlü dil öğrenmeye…

‘’ Günde iki sözcük öğrenseniz iyi olur efendim ‘’ diyen yatırımlardan sorumlu başdanışmanını da ‘ Sen beni geri zekalı mı sanıyorsun  lan hırbo! ‘’ diye üç arkadaşının yanında tokatlamıştı, pardon yumruklamıştı.

Lisedeyken okulun boks takımındaydı ya…

‘’ Kolunuzdaki saati daha mütevazı bir saatle değiştirip basına öyle görüntü verelim efendim’’  diyenlere de ters ters bakmış, ödlerini koparmıştı.

‘’ Argoyu çok kullanıyorsunuz efendim, lisan danışmanımız biraz azaltsın dedi.’’ diyen bir başka danışmanını ve uyarıda bulunan lisancıyı(!) da  tuvalete çekip gözünü morartmıştı.

‘’ Efendim, yürüyüşünüzün külhanbey yürüyüşü gibi olduğunu, biraz İngiliz dükleri gibi yürümeniz gerektiğini iletmememi rica etti  Londralı terziniz’’ diyen gardroptan sorumlu Vahdettin de Terzi Anderson da  kapı dışarı edildi hemen…

Arkadaşları, ‘’ Şükredin elinizin dilinizin sağlam kaldığına… ‘’ diye gülüşmüşler mi neydi…

‘’ Konuşurken çok bağırmanıza gerek yok sayın başkanım! ‘’ dediği için yüzünün ortasına yumruk yiyen iletişimden sorumlu başkan yardımcısı, o günün gecesinde yemek yediği restoranda ‘’ Çobanın kaval sesine kanıp yaylaya gittiğini zanneden koyunlar, mezbahaya gittiğini hiçbir zaman öğrenemediler.’’ dediğinden bir daha kimseler tarafından görünmemişlerdi… Çok merak edilmiş olsalar da…

Kimisine göre yurtdışına çıkmıştı kimisine göre de bilinmez bir yerde inzivaya çekilmişti.

En güvendiği adamlarından Din ve İman İşleri Başkanının ‘’ Pirimiz yemeği sulu yaptırır, yanında ekmeği bol tutardı. Günde bir öğün makarna yer, eti de  kurbandan kurbana yerdi.’’ demişti de  gazetecilerden biri makarnanın tarihinin 1154,  Pirin vefatının da 735 olduğunu söylediğinde buna çok bozulmuş ve ‘’ Bir daha bilip bilmeden konuşup durma’’ deyip ona da konuşma yasağı koymuştu ya…

Her gün gidip oyun oynadığı kahvede, adamın biri dayanamamış ‘’ Deprem olunca kirayı, virüs olunca gıdayı,  kutsal ay gelince pazarı üç katına çıkaran bir insan ne  iyi insan ne de lider olabilir! ‘’ demiş de,şikayet üzerine alındığı nezarette bir araba sopa yemişti ya…

İşte o günlerdeydi.

Adamın biri,  elinde ‘’ İsveçli bilim insanları, iktidara oy verip muhalefetten hesap soran insan türünün beyin yapısını inceliyormuş.’’yazılı pankartı ülkenin en büyük ve uzun köprüsünden aşağı sarkıtmıştı.

 Elindeki diğer pankartta da şunlar yazılıydı:

‘’ Adam, 4 dil biliyor. Kendi dilimiz, Yalanca, İftiraca, Küfürce… Üç dili de  Kendi dilimizden çok daha iyi. Hatta mükemmel ! ‘’

Sanki anlaşmışçasına köprünün diğer ucunda da bir kadın şu pankartı sarkıtıyordu aşağı doğru:

‘’ Yalnızca köleler efendisinin sarayı ve servetiyle gurur duyar.’’

Sen misin, bu pankartları asan!

Günün belli saatlerinde o meşhur köprünün üstünde tur atan helikopter, her iki vatandaşı da yakalayıp yok etmişti ya…

Ülke o gün bugün iyice gerilmişti.

En sonunda göstermelik seçim gününe yaklaşıldığı günlerde muhalefet önderleri, taş yağmuruna tutulmuş, eline taş alan her kişi muhaliflerin şeytan olduğunu, taş atmayanın da cehennemde  yanacağını haykırır olmuştu.

Toksik Dilli Tiran, olup biteni yatıştırmak yerine muhaliflerin seçim konuşmalarını ‘’ Öğle vakti herkes uyuyor. Akşamüzeri ise benim vatandaşım dinleniyor. Onları bet sesinizle rahatsız etmeye utanmıyor musunuz? ‘’şeklinde konuşarak baltalamaya çalışıyordu.

Bir fabrikanın giriş kapısında  ‘’ Vergini ödersen vatanseversin. Ama o verginin nereye gittiğini sorarsan vatan hainisin!‘’  pankartı nedeniyle de fabrikasına sahip çıkmadığı/ pankartın asılmasına fırsat vermiş olması nedeniyle ikide bir muhalif kanallara çıkıp konuşan o fabrikatöre de akla gelmez vergi borçları çıkarmıştı.

Seçim olacak diye yine gergin mi gergin olduğu o günlerde odasına girer girmez bağırıp çağırmış, odacısını dövmüş, pahalı vazoları yerle bir etmiş, ortalığı kırıp geçirmişti.

Masasına bırakılmış gazetelerden birinin manşetiydi onu kudurtan:

‘’ Eski bir söz der ki;  Bir köyde çoban değişecek ise buna köylüler karar verir. Çobanın koyunları değil!.’’

‘’ Beni değiştirmeyi mi düşünüyor yoksa bu kendini bilmez sürüler! Bunu mu demeye çalışıyorlar! ‘’

O gün Tiranın oda hizmetçileri ve danışmanlarının tümü doktor raporuyla evlerine sıvıştı.

Bir dediği bir dediğine uymaz Tiran, her şeyin tersine gittiğini görünce  adamlarına emretti: ‘’ Günde beş yalan söylüyorduk. Bundan böyle on beşe çıkaracağız. Çıkardığımız her türlü affı ve bizim icadımız olan işe alımlardaki dışarıya kapalı özel görüşmeleri suç sayacağız. Sanki biz yapmamışız gibi. Anladınız mı?!’’

Mağaza önlerine, okulların duvarlarına ve ibadet merkezlerine asılmış olan ‘’ Kuran, kul hakkı yeme diyor. İncil, komşunun malını çalma, Zebur, Rab hırsızları affetmez  diyor. Tevrat, hırsızlık yapma, öküze tapan  adam bile çalma diyorken, insan merak ediyor: Siz hangi dindensiniz? ‘’ afişleri ve pankartlarının  önünde yığılanlara panzerler su sıkmış, çok ezilen olmuştu. 8 kişi de ezilerek ölmüştü.

Tiran, size ne benim dinimden mezhebimden bre densizler deyip o afişleri hazırlayanları  başkalarının dini inancına müdahale etmekle suçlamış, her birini cezalandıracağını haykırmıştı.

Yavaş yavaş herkes uyanır olmuştu Tiranın bu sözlerinden sonra.

‘’ İbadet için kutsal mekanımıza girerken basına haber veriyorlar, dualar okurken kameraya çekiyorlar ama cebe indirirken ticari sır diye köre sağıra yatıyorlar.’’ diye düşünür ve konuşur oldular.

Dalgasını geçenlerde de bir hayli artış oldu.

‘’ Nohutu,  mercimeği, samanı, patatesi, eti, fasulyeyi dışarıdan alıyor ama uçağı, arabayı, gemiyi, denizaltını kendimiz yapıyoruz diyorlar. Yemin ederim, böyle bir masalı ne Grimm Kardeşler ne de Andersen yazdı.’’

O ada ülkesinin bir başka esprisi:

‘’Et, sebze ve meyvenin fiyatını yükseltenler hain ise akaryakıt- elektrik ve doğalgaza  zam yapanlar Hacı mı? ‘’

Bu espriler sonrası çok sayıda anne ve baba el ele verip şöyle bir pankart hazırladılar:  ‘’ Çocuklarına okul kantininden alışveriş yapmak isteyen çocuğu için para veremeyen adam, çocuğuna gemi / plaza  alan adama oy veriyorsa  yoksulluk kader değil tercihtir.’’

Nitekim, o pankartları da her yere astılar.

O pankartlar sayesinde ada ülkesinin insanları biraz olsun uyanır oldular.

Şimdi her biri ‘’ Bizi o pankartlar kurtardı.’’ diye çocuklarına anlatıyorlar olup biten her şeyi.

YORUM YAP