DOLAR 46,4594 % -0.04
EURO 53,2764 % 0.06
STERLIN 61,3987 % 0.08
FRANG 57,7550 % -0.03
ALTIN 6.277,06 % -0,16
BITCOIN 62.811,99 -2.412

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

90’LIK GENERALLE BAŞBAŞA

Yayınlanma Tarihi : Google News
90’LIK GENERALLE BAŞBAŞA
Reklam

RECAİ ŞEYHOĞLU

12 Eylül 1931’in gecesinde doğduğuna göre 90 değil 91 yaşında emekli tuğgeneral Sait Nadir Güven.

Doğrusu bu ya, hiç de 90’lı yaşlardakilere benzemiyor. 19’undaki gibi dersek belki  abartı olur ama 30 – 35’inde gibi hâlâ. Atak, diri, heyecanlı…

 20 yıldan bu yana laptopuyla sürdürdüğü iyi arkadaşlık sayesinde bir de kitabı var. ‘ Mektuplarım ‘ diye…

Gündemi iyi izlemesi, muhalif ruhu ve yazma aşkı kazandırmış ona ‘ mektuplarım’ ı…

20 yıldan bu yana hükümranlığını sürdüren AKP iktidarı ve AKP hükümetlerinin Türkiye’ye kazandırdığı bir yazar Sait Nadir General… Bakmayın siz ‘’ Ben bir yazar değilim.’’ dediğine…

90. yaşında sahip olmuş 404 sayfalık kitabına.

Yüreğinin sesine kulak verip klavyesine sarılmış.  Gördüğü, yaşadığı her olumsuzluğu dile getirip muhatabı olan bürokratlara/ siyasilere mektup olarak göndermiş. Bazılarına yanıt aldığı gibi çoğu da yanıtsız kalmış. Bıkmamış o, tekrar tekrar yazmış.

İyi yurttaş olmanın ne anlama geldiğini kanıtlayan mektuplar bunlar. Her biri duyarlı/ bilinçli yurttaş tepkisi… Buram buram yurtseverlik kokuyor.

Cumhuriyet Türkiye’sinin sorumlu vatandaşı/ Atatürk’ün askeri olarak anti laik politikalara ve eylemlere karşı sessiz kalmamış halkımıza dayatılan türbana tepki göstermiş.

Televizyonda Türklük konusundaki bir soruya ‘’ Benim 77 sülalem belli.’’ diye yanıt veren Abdullah Gül’ün yetersizliğinden rahatsız olmuş. Parisliler 300 yıl soyağaçlarını belirleyebildiklerinde mutluluktan uçar, İngilizler 7 göbekleriyle övünebiliyorken Abdullah Bey’in bu cehaleti onu rahatsız etmiş ve bir bir sıralamış Gül’ün yanlışlarını. Kamu vicdanının sesi olarak…

Suriye politikamızı yanlış bulduğundan sığınmacı rezaletine el atmış.

Anayasa Komisyonu Başkanıyken Harp Okullarının eğitimini düzeltmekten ve askeri darbecilikten kurtarmak gerek diye konuşan Prof. Burhan Kuzu’ya hemen yazmış: ‘’ Harp Okulları darbeci subaylar yetiştiriyor, bunlara mani olmak gerekir fikrinizden hâlâ vazgeçmediniz mi?’’

2010 yılına kadar yıllarca Zafer Bayramı; Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Anıtkabir ziyareti, Genelkurmay karargâhında tebrik kabulleri, Devlet Erkânı’nın resmi geçit törenlerine katılımı ile üç bölümde yapılıyor, akşam da Genelkurmay’ın resepsiyonu ile devam ediyorken 2011 yılında bunun değiştirilmesini ve Cumhurbaşkanının Anıtkabir ziyaretinde bulunmadığını öğrenmesi Sait Nadir Güven’i çok rahatsız etmiş, hem Cumhurbaşkanlığına hem Başbakanlığa hem de Genelkurmay Başkanlığına birer mektup göndererek sormuş/ sorgulamış.

Askeri okulların ve askeri tıbbiyenin kaldırılması onu çok üzmüş. Milli Savunma Bakanına  bunun nedenlerini sormuş. Fikr-i takip deriz ya… Yazmakla kalmamış, gönderdiği mektupların ilgili kişilerin eline geçip geçmediğini de sormuş soruşturmuş.

Özetle…

Devlete olan arzlarını, hak arayışlarını, tavsiyelerini, tepkilerini doksanıncı yaşında oylumlu bir kitap olarak  piyasaya çıkarmış. ( Favori Yayınları- Haziran 2021)

Zamanın Başbakanı ‘’ Ben milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum.’’ diye konuşurken o duraksamadan haykırmış. ‘’ Ben Türk milliyetçisiyim. Milliyetçiliği ayaklar altına alamazsınız! ’’

Sait Nadir Güven, yürekli bir asker. Okuyan bir vatandaş. Halkın sorunlarını kendi sorunları gören  bir yurtsever. Bilip de susuyor olmanın erdem olmadığını düşünenlerden…

Sevr’in savaşa, Lozan’ın barışa çıkan yol olduğunu bilenlerden…

‘’ Bakın bir SADAT üyesi, ‘Bu vatanı kanla aldık, kanla savunuyoruz. Bu vatanı Türkiye düşmanları ile işbirliği yapanlara sandıkta teslim etmeyeceğiz’ diyor. Siz ya da içinde bulunduğunuz hükümet bu ifadelere tepki gösteriyor mu?

Önümüzdeki seçimlerde AKP iktidarı kaybedecek gibi olursa ortalık kan gölüne mi dönecek? Ben çıldıracak gibiyim. Siz neden sakin duruyorsunuz?’’

Bu soruyu da Hulusi Akar’a soruyor emekli general.

Daha neler neler…

                                                                      *

97 yaşındaki öğretmenim İlyas Kalay, arada bir telefonlaştığım 96 yaşındaki Nörolog/ Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 92 yaşındaki /tertemiz Türkçesiyle haftada bir gün Cumhuriyet’te yazan  Dr. Erdal Atabek, 90 yaşındaki sevgili abim Yekta Güngör Özden, bir başka 90 yaşındaki canım abim/ babam Prof. Dr. Veli Lök…

Her biri 90’lık olan bu abilerimle olan dostluğum, bana bambaşka duyguları tattırdı. Her birinin korku bilmez yüreği/ davalarına olan bağlılıkları ve kararlılıkları Brezilya Atasözünü anımsatıyor bana:

‘’ Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.’’

Yaşları ilerlediklerinden değil, bilinir kişiler olmaları nedeniyle değil…

Analarından babalarından aldıkları GEN nedeniyle böyleler…

Soruyorum yürekli generale: ‘’ Cumhurbaşkanının fakülte mezunu olmadığı iddia ediliyor. Siz de aynı fikirde misiniz? ‘’

‘’ Evet! ‘’ diyor haykırırcasına…

FETÖ’nün son günlerde dillerden düşmeyen iddiasını dillendiriyorum.

Gülüyor.

İki buçuk saat birlikte olduk. Ne gözlerinde ne dilinde ne de bedeninde yorgunluk alameti vardı.

Yanından ayrılırken sanki bana ‘’Özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun  kölelerdir.’’ diyor gibiydi.

91’inde ve hâlâ hak hukuk arayışında.

Elini öpesim geldi. Oysa hiç de sevmem el öpmeyi.

Eminim, o da öptürmezdi zaten…

YORUM YAP