

RECAİ ŞEYHOĞLU
İlk kitabım 1995’te çıktı. Öykülerden oluşan ‘ Borlu Derebeyinin Ölümü ‘
Mayıs 2021’de de 35. Kitabım ‘ Siyasi İstikamet ‘ okurla buluştu.
Üçüncü kitabım 1997’de Prizma Yayınları tarafından basıldı. ( Atila Sertel- Ziynet Sertel )
İzmir Kız Lisesi Müdürünün marifetiyle bir gün müfettişe bir başka gün emniyete çağrılır olduk. Şikayet edildik. İçinde yer alan öyküler nedeniyle soruşturmaya uğradık.
O günlerin vali yardımcısı Ramazan Urgancıoğlu’nun, kitabın tanıtım kokteylinde bize ve kitaba sahip çıkan konuşmasıyla adli ve idari soruşturma bir anda kapanıverdi. Bu arada kitap yok sattı.
Tonguç adlı kitabımın basım giderini Foça Belediyesi üstlendi. Kitabın geliri ‘ İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu ‘na aktarıldı.
Tarihin Coğrafyası’nınbasım giderine Hakkı Ülkü katkıda bulundu. Kitabın geliri Eğitim-Sen 1 No’lu şubeye bağışlandı.
Haziran’da Bahar adlı kitabım Çağdaş Görmeyenler Derneği tarafından bastırıldı. Geliri de derneğe aktarıldı.
Aydınlık Adına Susmayanlar kitabımın basım giderini Hakkı Ülkü ve Alaattin Yüksel üstlendi. Kitabın geliri İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu’na bağışlandı.
2 – 3 tanesi hariç tüm kitaplarımın tanıtım kokteyli yapıldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Denge Koleji, Yılmaz İstanbullu, Özcan Durmaz, Fahir Işıksız gibi dostlarım gerek basım gerekse de kokteyllerime katkıda bulundular.
İzler Ve Yankılar adlı kitabım Atina, Üsküp, Tiran, Sofya Milli Kütüphanelerine elden teslim edilip demirbaşa kaydoldu. İran’ın büyük şehirlerindeki kütüphanelerde ve müzelerinde de yer aldı. Şiraz, Erdebil, Tebriz, Meşhed…gibi…
Brüksel Kraliyet Kütüphanesi’nde de 4 kitabım yer alıyor.
Renkler Ülkesi İran, kitabım Londra’da ‘ İran Tv. ‘ de MeysamBademchi tarafından tanıtıldı.
Basiret Ve Boğaziçi kitabım ise CHP İl Başkanı Deniz Yücel, CHP Milletvekili Kani Beko ve Bergama CHP tarafından sahiplenilerek birer basın açıklaması yapılarak Boğaziçi Üniversitesi’nin 12 hocasına imzalanarak gönderildi.
*
‘ İzmir’in en çok ceza alan öğretmeni ‘ olarak Ege Tv, ( Zişan Akar ) öğretmenliğimin son yılında benimle bir program yapmıştı.
Bir televizyon programında ‘’ Omzunda kalabalık taşıyan kişiler benim günümü belirleyemez.’’ Demiştim.
O günlerin İzmir İl Milli Eğitim Müdürü için de bir başka televizyon kanalında ‘ sağ ve sığ ‘ demiş, müsteşarın görevden alınmasını istemiştim. Bir yazımda da milli eğitim bakanının ve İzmir İl Ve Konak İlçe Milli Eğitim Müdürünün molla kılıklı olduğundan söz etmiştim.
Bunun üzerine ağır ceza mahkemesinde yargılanmıştım.
*
Öğretmenlik yaparken edebiyat dergisi ve meslek dergisi temsilciliklerinde bulunmuş, Cumhuriyet Okurları Başkanlığı yapmıştım. Gazete ve dergilerde de yazılarım yayımlanıyordu.
657 sayılı devlet memurları yasasına göre bu suçtu. İzin almak gerekiyordu.
İzin alarak yazarsam eğitim sistemini eleştirebilir miydim?
Cezaları göze alıp izin almadım.
‘’ İzmir’de Eğitim Kimlerin Elinde ‘’ diye köşe yazıları yazabilir miydim o zaman ?
Dergi temsilcisi olarak basın açıklamalarında bulunuyordum.
Öte yandan Eğitim-Sen’de de sendikacılık yapıyordum.
Anlaşılan o ki her şeyi göze almış bir öğretmendim.
‘’ Doğru düşünmek yetmez, o düşünceyi yaşamda uygulamak da gerekir. ‘’ diye düşünüyordum.
Hem düşün adamlığı hem de eylem adamlığı !
Annemi, babamı, ailemi çok üzdüm. Onlara sıkıntılar yaşattım.
Şu var ki, yaptığım işlerden hiç pişmanlık duymadım.
Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve düşüncelerimi eleştiri olarak dile getirdiğim için beraat etmiştim. O günlerin il milli eğitim müdürü bunu hiç hazmedemedi.
Öğretmenlikten ihraç edilmem için elinden geleni yaptığını o günlerin bazı şube müdürleri bilir.
Ve sonunda, milli eğitimdeki dost bildiklerimin uyarılarıyla çok sevdiğim öğretmenlikten istemeyerek ayrılmak zorunda kaldım.
Bu arada emeklilik dilekçemi de il milli eğitimde sümen altı ettiler. Emekliye ayrılmadan önce ihraç etmek niyetindeydiler çünkü.
*
Ben, bir Sümer Atasözünün doğruluğuna inanıyorum.
‘’ Biliyorsan niçin öğretmiyorsun? ‘’
Bildiklerimi herkes bilsin istiyorum. Yazmaya olan sevdam da bundan olsa gerek…
Duygularımı/ düşüncelerimi herkesle paylaşmak isterim.
Bolmedya, Medya Ayvalık ve Ajans Bakırçay gibi haber portallarında sürekli yazıyor olmamın sebebi de bu!
SİYASİ İSTİKAMET, Ajans Bakırçay’da yayımlanmış yazılarımdan oluşuyor.
Edebiyat, eğitim, siyaset, sanat ve kent kültürüyle ilgili konularda bildiklerimi okurlarımla paylaşıyor, bu arada soruyor- sorguluyorum.
Bir başka konu…
Çağıma tanıklık etmeye çalışıyorum. Çünkü, benim gibi düşünen kalem sahipleri çağına tanıklık etmek zorundadır. Analitik düşüncenin geliştirilmesi, felsefenin sevdirilmesi için de çaba gösterilmesini istiyor, bu konudaki düşüncelerimi dillendirmeye çabalıyorum.
Bruno, Victor Hugo, Sartre, Aziz Nesin, EduardoGaleano gibi beyin aristokratlarının izini sürdürmeye çalışıyorum. Ülkemizde bugün yaşanan sosyal- kültürel ve ekonomik aşınmanın nedenlerine değinen konuşmalar yapmaktan ve yazmaktan haz alıyorum. Çünkü bu, bir yurttaş sorumluluğu!
İntiharlar yaşanıyor, işyerleri kapanıyorken iktidarın halkımızı cahilleştirme/ yoksullaştırma politikalarına ses çıkarmayanların suça ortak olduklarını düşünüyorum.
Her şeyi görüp bilip de sağıra/ köre yatanların geleceğimizin karatılmasına katkıda bulunduklarını düşünüyorum.
Bilip de susmak, bilmeden konuşmak kadar tehlikelidir.
Yolsuzlukların- usülsüzlüklerin suda balık kadar çok yaşandığı ülkemizde susmanın erdem olduğunu bize empoze etmek isteyenlere karşı bir tepkinin örgütlenmesinin zorunlu olduğunu düşünüyorum.
Gelecek kuşaklara bugünün Türkiye’sinin ne durumda olduğunu ancak yazarak gösterebilirsiniz.
Yazılarımla ülkemin fotoğrafını çekmeye çalışıyorum.


