DOLAR 46,4484 % -0.03
EURO 53,2724 % 0.07
STERLIN 61,3861 % 0.08
FRANG 57,7122 % -0.07
ALTIN 6.253,85 % -0,53
BITCOIN 62.893,93 -2.815

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

Yalçın Bayer: “Depremin bir suçlusu da Bulgar demiri”

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yalçın Bayer: “Depremin bir suçlusu da Bulgar demiri”
Reklam

FİKRET GÖKÇE

Tam 21 yıl önce Kocaeli’de meydana gelen depremde; Türkiye Sakatlar Konfederasyonu olarak hemen harekete geçmiş, enkazların altında kalan insanlarımızın yardımına koşmuştuk. Tabi o çalışmalar kapsamında binlerce tonluk göçüklerin altında kalan hareket kabiliyeti kısıtlı engellilerimizin realitesini de bu vesile ile gözler önüne sermiştik.

Bu çalışmalarımız Hürriyet Gazetesi’nin dev kalemi Yalçın Bayer’in de dikkatini çekmişti. Bayer, o dönemler gazetelerde de yer bulan açıklamalarımızdan etkilenmiş ve benimle güzel bir röportaj yaparak, köşesinde yayınlamıştı.

Geçtiğimiz hafta Seferihisar açıklarında meydana gelen ve İzmir’imizde de çok sayıda can ve mal kaybı yaratan depremin ardından bu çarpıcı röportajın günümüze de ışık tutacağına inanıyorum.

İşte o röportaj…

***

YALÇIN BAYER

“Depremin bir suçlusu da Bulgar demiri”

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Teşkilatlandırma Sekreteri Fikret Gökçe, depremin sonuçlarında ‘para kazanmak için her yol mübahtır’ anlayışının egemen olduğunu belirterek, ‘‘Bugün depremin unutulan suçluları var’’ diyor. İlginç söyleşide, kendisine ilk önce, depremlerin geride bıraktığı özürlüleri soruyoruz:

‘‘Bu ülkede 7.5 milyon dolayında özürlü var. Özürlü olmayacağı konusunda hiç kimsenin elinde bir garanti yok. Bu bir piyangodur. Nerede nasıl ne zaman çıkacağı hiç bilinmez. Başta ‘trafik canavarı’ olmak üzere akraba evlilikleri, iş kazaları, terör ve şiddet olayları, bazı hastalıklar olarak sıraladığımız özürlülük nedenleri arasına deprem de önemli ölçüde girdi. 17 Ağustos ve 12 Kasım’da yaşadığımız korkunç felaketler ardında 20 bini aşkın özürlü insan bıraktı.

– Bir açıklamanız var; depremin günah keçisinin sadece Veli Göçer ve onun gibilerinin olmadığını söylüyorsunuz.

– Müteahhitler de, belediyeler de değil… Bugüne kadar hiç dile getirilmiyor. Anımsayacaksınız, 1989’da Türkiye, Karabük ve İskenderun fabrikaları susturularak 137 gün süren büyük bir grev yaşadı. Bu greve çanak tutan bazı siyasilerin desteğiyle ülke ekonomisinin batması, on binlerce insanın aç kalması pahasına bazı ithalatçılar ve karaborsacılar büyük vurgunlar yaptı.

– Bulgaristan ve Romanya’dan getirilenler mi?

– Evet… İnatlaşarak ve bilinçli olarak bu iki büyük entegre demir-çelik fabrikasının üretimine son verilmesiyle gümrük kapıları ardına kadar açıldı. Sıfır gümrükle yüz binlerce ton demir getirildi. Bu arada zamanın hükümeti, anti-damping yasasının yürürlük maddesini üç ay ertelendi. Bunun sonucunda MESS üyesi olan ithalatçıların bu fırsatı değerlendirmesi sağlandı. MESS’in eski başkanı olan dönemin Başbakanı Özal’ın yakınlarının bile bu vurgundan pay aldığını gazeteler yazdı.

DEMİRLER MEZAR OLDU

– Biraz açar mısınız?

 İşçisine hakkını vermeyen devletin döviz rezervleri, Doğu Bloku ülkelerine aktı. Aslında Karabük ve İskenderun ürünlerinin özellikleri vardır. Esnektir, salınım ve titreşimlere dayanıklıdır. Bu nedenle o zaman birçok yerde ‘Burada Karabük demiri satılır’ tabelaları vardı. Oysa Bulgaristan ve Romanya’dan son derece kalitesiz, karbonu yüksek ve kırılgan demirler ithal edilmişti. Getirilen yüz binlerce ton demir, ülkenin her noktasındaki inşaatlarda kullanıldı. Bir çubuğu elinize aldığınızda bir bükmede kırılıyordu. O gün bazı müteahhitler ve kalfalar, bu demirin kullanıldığı binaların her an çökebileceğini söylüyorlardı.

– Siz bunları nerden biliyorsunuz?

– Ben eski bir demir-çelik emekçisiyim. Buradan yetkililere sesleniyorum; on binlerce çelik işçisinin aç kalması, ekonominin çökmesi pahasına tezgáhlanan grevi yaratanlar, Veli Göçer ve diğerlerinden daha suçludur. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla sıfır gümrükle yurda sokulan demirle, ithalatçılara tonda 130 dolar kazandırılırken, bu demirlerle yapılan inşaatların insanlarımıza mezar olmasının failleri bulunmadı ve deprem bölgesi dışındaki yörelerde bu demirlerle yapılan inşaatlar saptanarak olası bir depreme karşı önlem alınmadı.

– Öneriniz…

– KARDEMİR Genel Müdürü Yalçın Amanvermez’e de iki çift sözüm var; ‘Burada karabük demiri satılır’ tabelarını, bir elemanızın eline fotoğraf makinası vererek resimletin. Ürünlerinizin kalitesine vurgulayın ve yeni yerleşim alanlarında kullanımını teşvik edin. Bu fırsatçılık olmayacaktır. Geçmişte olduğu gibi asıl fırsatçılara bu alanı bırakmayın. Bu hem ülkemiz hem KARDEMİR için doğru bir tavır olacaktır. Bunları deprem felaketinde yaşamlarını yitiren ve sakat kalan insanlarımız adına yapın.

Olay neydi

24 bin üyesi bulunan Çelik-İş, MESS ile yürüttüğü toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlayamayınca greve gitti. Hükümet, 22.3.1989’da erteleme kararı aldı. 27 Mart’ta demir ithalinden sıfır gümrük alınmasına karar verildi. Bir anlamda 4.5.1989’da başlayan greve gidilmesine fırsat yarattı. 22.5.1989’da da sıfır gümrüklü ithal demir piyasaya sürüldü. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, ‘‘Demir-çelik grevinde Batı parmağı var’’ açıklamasını yaptı. Daha sonra grevin sona ermesine karşın ithalat uzun süre devam etti. Sıfır gümrüklü ithalattan Faysal Finans da payını aldı.

YORUM YAP