

-Korona’dan değil Kolera’dan ölmekten korkuyorlar
Balıkesir’in Gömeç ilçesinde, Devlet Su İşleri (DSİ) bünyesindeki Gömeç Kanalı’nınbakımsızlığı ve BASKi’ye ait arıtma tesisinin çalıştırılmaması nedeniyle bölgede çevresel sorunları beraberinde getirmesin Kent Konseyi, çevreciler ve vatandaşları ayağa kaldırdı.
MEDYA AYVALIK HABER MERKEZİ
SUAT SALGIN

Gömeç Belediye Başkanı Mehmet İrem Himam’ın kendisine ait araziyi bağışlayarak, 2008 yılında dönemin belediye yönetimi tarafından hizmete sokulan 10 bin metreküplük Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin günümüzde bağlı bulunduğu BASKi tarafından yeterli kapasitede çalıştırılmadığını savunan bölge sakinleri, sorunun bir an önce çözümlenmesini istediler.

DSİ’nin sorumluluğundaki kanala yapılan sözleşme gereği ancak arıtılmış suyun akıtılması gerekirken, bugün kirli kanalizasyon suyunun tam olarak arıtılmadan dökülmesi sonucunda ortaya çıkan aşırı rahatsız edici koku ve kirlenen dere yatağının debisinde sazlıların yeşermesiyle adeta sivrisinek üretim merkezine dönüştüğünü savunan bölge sakinleri, kirli su nedeniyle dereye dökülen suyun, denize karışmasıyla da toplum sağlığını tehdit ettiğini savunuyorlar.

DEREYE ZEYTİN KARASUYU DA AKITILIYOR
Yaşanılan çevresel sorunun DSİ ve BASKi tarafından bir an önce çözümlenmesini talep eden Gömeç Kent Konseyi Çevre Platformu Sözcüsü Zehra Erkün; yaşadıkları ilçeyi çok sevdiklerini belirterek, “Gömeç’e ‘Körfezin parlayan yıldızı’ deniliyor.

Bu güzel ilçe turizm odaklı olarak planlanmaya çalışılıyor. Şu sıralar aslına bakılacak olursa yıllara yayılan sıkıntımız, maalesef Gömeç’in merkezi arıtması ve sahil sitelerinin arıtmaları yeterli kapasitede çalışmıyor olmasıdır. Özellikle de merkezi arıtmanın biyolojik arıtma yapabiliyor ancak kimyasal arıtmayı yapamıyor olması büyük bir sıkıntı. Çünkü bu kanalın hemen yanında sanayi var ve ayrıca Gömeç zeytincilikle geçinen bir yöre. Dolayısıyla zeytin ile de ilgilide bir atık söz konusu.

Özellikle gece boyu muazzam bir küspe kokusunun yanı sıra lağım kokusuna çok yakın bir koku adeta genizlerimizi yakıyor. Bunun dışında daha da ilginci de bu kanalın denize döküldüğü noktada serinlemek için suya girilecek olursa bu noktada deniz suyunda ısı farkı bile var. Çok tuhaftır ki insanlar küçücük çocuklarını o bölgede su biraz daha sıcak diye denize sokmayı tercih ediyorlar.” dedi.

Kanalın denize döküldüğü deltada su numuneleri alınarak tahlil amaçlı ölçümlerin yapıldığına ilişkin söylemleri duyduğunu aktaran Erkün, “Ama şu ana kadar bu analiz sonuçları bizlere bildirilmiş değil. Ama Edremit Körfezi’nde yapılan analizler ilginç sonuçlar veriyor. Körfezin nüfus olarak yoğunlaştığı dönemlerde nedense hem biyolojik olarak, hem de kimyasal olarak deniz tertemiz oluyor.” göndermesinde bulundu.

Sivrisinek konusunda da bölgede çok ciddi bir sorunun yaşandığına işaret eden Gömeç Kent Konseyi Çevre Platformu Sözcüsü Zehra Erkün, “Bu kanaldaki su, etrafındaki yeşillikle birlikte sivrisinekler için çok ciddi bir yaşam alanı haline döndü.

Dahası, maalesef bahçelerde ve çevrede ilaçlama adı altında yapılan zehirli uygulamalar sivrisineklerin üremesini durduramıyor. Tam tersi asıl sivrisineklerin avcısını durduruyor. Bu yüzden de sivrisinek popülasyonu daha da fazla artıyor.” ifadelerini kullandı.

Gömeç Çevre Platformu olarak özelikle arıtma tesisinin kimyasal olarak da birlikte daha ve güçlü, daha nitelikli şekilde çalışmasını istediklerini kaydeden Zehra Erkün, “Ama bu konuda daha da önemlisi; Devlet Su İşleri’nin (DSİ) sorumluluk alanındaki bu kanalın içerisinde bulunan çökeltme havuzları bakımsız ve birçoğunun duvarları yıkılmış durumda. Bunlarında onarımlarının yapılması gerekiyor.

Böylelikle milin zaman zaman o havuzlardan toplanması, hatta dağlardan gelen bir çok çöpün de o havuzlardan toplanması da sağlanmış olacak. Şu aşamada DSİ henüz çökeltme havuzlarının hiç birine el atmadı. Arıtmaya halen daha el atılmadı. Projeler var ama uygulanmış hiçbir şey yok. Sanıyorum önümüzdeki süreçlerin daha sonrasında Edremit Körfezi’nin temizlenmesi için ortak bir temizleme sistemi kullanılmak isteniliyor ama bunun için önce alt yapının yapılması lazım.

Bu noktada da öncelikle hem sahil sitelerinin arıtmalarının doğru düzgün denetlenmesi, çıkışlarında bu suların denize kavuştuğu bölgelerde mutlaka gerekli testlerin yapılması gerekiyor. Bu testlerin mutlaka sonuçlarının aleni olarak halkla paylaşılması lazım. Halk o zaman bilinçlenir ve bu sorunların ortaya çıkmasını da engellemeye çalışır” diye konuştu.

ARITMA TESİSİNİN BİR AN ÖNCE TAM RANDIMANLA ÇALIŞMASINI İSTEDİ
Gömeç Kent Konseyi Başkanı Ali Rıza Targay ise Gömeç halkının, toplum sağlığını tehdit eden bu durumu hak etmediğini vurgulayarak, “Yıllarca çalışıp, eke harcayarak emeklilik dönemini yaşamak için yatırımını buraya yapıyorsun ama sonrasında bu pis kokunun arasında yalamak zorunda bırakılıyorsun. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bizim burada, özellikle Balıkesir Büyükşehir Belediyemizden talebimiz Gömeç arıtmasının bir an önce revize edilerek tam randımanla çalışmasını sağlamasıdır.

Çünkü BASKİ’ye ait bu arıtma tesisi sağlıklı çalışmamaktadır. Bakın bu kanalın denize döküldüğü noktada insanlar serinlemek için denize giriyorlar. Oysa bugün sağlık otoriteleri kanalizasyon sularında bile Koronavirüs hastalığının bulunduğunu tespit ettiler. Bu insanlar burada denize girecekler. Ondan sonra da biz bu insanların sözüm ona sağlıklarını koruyacağız. Bu nasıl olacak?” diye sordu.

Kış mevsiminde yağan yağmurların dağdan aldıkları mili kanalın deltasına taşıdığını anlatan Ali Rıza Targay, “Bir gün buradan denize girmek isterseniz. Geldiğinizde göreceksiniz denizin dibinin kum olması gerekirken, ayaklarınızın altında balçık olduğunu fark edeceksiniz. Bizim asıl anlamadığımız ise; gündüz saatlerinde pek kokmayan bu dere, özelikle gece saatlerinde kokudan nefes bile aldırmamasıdır.

Bölgedeki bu sorun 10 yıldan bu yana var. Ancak daha önce bu kadar şikâyet konusu olmuyordu. Ancak Gömeç sürekli göç aldığı için, nüfus olarak hızlı büyüdü. Şimdi bu bölgede ciddi bir nüfus artışı var ve bu sorun artık dayanılmaz bir hale gelmiş durumda.” diye konuştu.

“KORONA’DAN DEĞİL, KOLERA’DAN ÖLECEĞİZ”
Gömeç kanalının geçtiği Yeni Meltem Sitesi sakinlerinden Osman Yücel de DSİ’ye ait derenin son 3-4 yıldan bu yana kirlilik oranının arttığına işaret ederek, “Dereye en yakın site biz olduğumuz için mağduriyetimiz, diğer siteler göre çok daha fazladır. Bu derede özellikle hava karardıktan sonra saat 20.00 ile 23.00 saatleri arasında çok rahatsız edici bir koku yayılmaktadır.

Bu koku yüzünden evlerimizin kapı ve camlarını kapatmak zorunda kalıyoruz. Malum önümüzdeki aylar yaz dönemi ve hava sıcaklıkları daha da artacak. Bizler kapı ve pencerelerimizi kapatmak zorunda kalınca bu kez de ev de duramıyoruz. Açınca da kokudan duramıyoruz. Bu durumdan son derece rahatsızız. Bu deredeki kirlilik ayrıca çevrede sinek ve haşerelerinde çoğalmasına neden oluyor. “ dedi.

Koronavirüs pandemisi önlemleri arasında hafta sonlarında gerçekleştirilen sokağa çıkma yasaklarının fırsat bilinmesiyle dereden yayılan kokunun kat be kat arttığını savunan Yücel, “Günümüzün popüler hastalığı Korona ama bizim ölümümüz herhalde Korona’dan değil, Kolera’dan olacak” ifadelerini kullandı.

