DOLAR 46,4464 % -0.03
EURO 53,2783 % 0.08
STERLIN 61,3946 % 0.09
FRANG 57,7264 % -0.05
ALTIN 6.254,79 % -0,51
BITCOIN 62.998,34 -2.567

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

SORUMSUZLUĞA HAYIR!

Yayınlanma Tarihi : Google News
SORUMSUZLUĞA HAYIR!
Reklam

RECAİ ŞEYHOĞLU

Bana öyle geliyor ki;  evlat acısı bilmeyen , oğlunu çürüğe çıkaran ya da kısa süre bedelli askerlik yaptıran siyasetçi babalar, savaşın ve savaş acılarının ne olduğundan bihaberler.

Bu siyasiler, bir de ülkenin kaderini belirleyen konularda söz ve karar sahibiyseler durum daha da vahim…

Komşu ülkelerle olan anlaşmazlıkların çözümünü savaşta gören siyasiler, ülkelerini  ateşin içine atan kararlara  imza atarken vicdanları bundan rahatsız olmuyor.

Savaşın yıkım demek olduğunu/ evlat acısı demek olduğunu/ idrak edemiyorlar mı yoksa ?

NATO’ya girmek uğruna  Türkiye’nin Kore’ye 1950 yılında 1 tugay asker göndermesi, Kore’de 741 askerimizin bir hiç uğruna harcanması,  2147 askerimizin yaralanması, 234 askerimizin de esir düşmesi,  o günlerin işbirlikçi/ Amerikancı Menderes İktidarının sorumsuzluğundandı.

24 günlük  bir deniz  yolculuğundan sonra  ancak  ulaşılabilen Kore’de Türk askerinin  işi neydi  sorusunun  mantıklı bir yanıtı yoktur. Kore ne komşumuzdu ne de atalarımızın toprağı…

 Amerikan Emperyalizmi öyle istemiş, Menderes İktidarı da  uşaklıkta kusur işlememişti.

Olan, 741 ana kuzusuna olmuştu. Ölen  askerlerin babaları ne milletvekili ne de yüksek rütbeli subaydı.  Garip, yoksul, dar gelirli aile çocuklarıydıherbiri.

Suriye’ye, Irak’a  asker gönderen  iktidar  mensuplarının  hiçbirinin oğlu  bu askeri harekâtlarda yer almış değil. Vatan millet nutukları atan, Mehmetçiğe methiyeler düzen iktidar mensuplarının oğulları ya çürüğe çıkarılmış gençler ya da bedelli askerlik yapanlar.

Çocukları cepheye gitmediğinden baba ve anne olarak hiçbirinin  içi sızlamamakta/ acı çekmemekteler. Oğulları askerde olan, cephede savaşmak durumunda kalan bir siyasetçi adı verebilir misiniz?

 Cinsel tercihleri nedeniyle  hor görülen, hatta aşağılanan  Zeki Müren ve Bülent Ersoy’un askerlik yaptığı Türkiye’de, siyasilerin/ varsıl ailelerin oğullarının çürüğe çıkması  ya da bedelli askerlik yapması  biraz garip değil mi?

Yüzlerce, binlerce yıl  öncesindeydi,  egemenlerin, devlet yöneticilerinin ve din adamlarının askerlikten muaf tutulmaları…

Her şey değişirken bu uygulamanın hiç değişmemesi düşündürücü değil mi?

Oğlu askerlik yapan bir Başbakan ya da Cumhurbaşkanı,  oğlunu Suriye ve Irak’taki çarpışmalara  gönderir mi?

Libya’ya asker gönderme  konusundaşahan kesilen siyasilerin hangi birinin oğlu  Libya’ya gidecektir  bileniniz var mı?

Olan, analara olacak gene. Ağlayacaklar… Siyasiler de ‘’ Şehitler ölmez vatan bölünmez ! ‘’  diye   yoksul aile çocuklarının cenazelerinde boy gösterecekler.

Savaşların önüne geçmenin yolu, biraz ütopik de olsa  Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların, Milli Savunma Bakanlarının,  bütün milletvekillerinin  oğullarına askerlik yaptırmaktan geçiyor bence. Hatta, sorumlu siyasetçilerin oğulları savaşta rol model olmak üzere cephenin en önünde bulunmalılar. Halkımıza örnek olmalılar.

Bir günden bir güne Saray’a çıkmayan, hiç uçağa binmeyen, doğduğu toprağın dışında bir ülke  vesofrasında  et  görmeyen, sinema- tiyatro bilmeyen, yaz tatillerinde  ailece deniz kıyısında bir tatil köyüne gidemeyen,  elektrik parası çok gelecek diye klimayı çalıştırmayan, ek işler peşinde koşan Alilerin Hasanların Ayşelerin oğullarını ateş çemberine  gönderirken kılları kıpırdamayan siyasilerin sorumsuz kararlarına  dur denilmelidir.

Mehmetçik, ne piyon ne de kelledir. Harcanacak can, hiç değildir!

Libya, Türkiye’ye 4403  kilometre uzaklıkta. Uçak ile 2336 km.

Üç’e bölünmüş Libya’da , Türkiye, Müslüman Kardeşler Örgütü lideri Sarrac’ın Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin isteği üzerine,  Hafter’in liderliğindeki Tobruk merkezli Libya Ulusal Ordusuna karşı savaşacak.

Türk ordusu, ne Sarrac’ın ne de Hafter’in yanında yer almalıdır.  Türk ordusu,  Anadolu insanının ordusudur.  Bir başka ülkenin iç sorunlarının muhatabı değildir.

Hafter’in kim olduğunu bilmeyen Mehmetçik,  neden Hafter’in düşmanı olsun  ki…

Pahalılık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, kadın cinayetleri, savurganlık, nepotizm  ve çocuk tecavüzleri gibi konuların yanı sıra  yıllarca terörle mücadele eden ve terörü bitiremeyen Türkiye’nin Libya topraklarında  bir maceraya girmesi, Suriye’de olduğu gibi  halkımıza bir şey kazandırmayacak, aksine  yeni acılara neden olacak. Analar gene ağlayacak.

Üretim, yatırım ve istihdam yaratma yerine  halkımıza  acıyı/ savaşı ve gözyaşını yaşatan bir iktidarın yaşadığı bütün sıkıntıları  şiddet/ terörle mücadele ve topraklarımız dışındaki bir macerayla çözme çabası  halkımızı dağ gibi sorunlarla karşı karşıya getirecek, ağır vergiler ve   yağmur gibi gelecek zamlarla  yaşamı  daha da çekilmez hale getirecek.

Unutmayalım ki  savaş; zenginler için fırsat, generaller için onur, yoksullar için ise ölümdür.

Savaşın yoksullar için bir ölüm demek olduğu hepimizce malumken , askerimiziSuriye, Irak ve Libya’ya göndererek kırdırmak kimin için zaferdir acaba?

Bir de düşünmeden edemiyor insan…

Libya için  yola çıkmaya hazırlanan AKP’ye  ‘’ Reis bizi de götür ! ‘’ diyen  tosuncuklar nerede?

Mehmetçik yerine neden Bahçeli’nin komandoları, AKP’nin  OsmanlıOcakları, Destici’ninAlperenleri ile  Ethem Sancak’la birlikte şarkı söyleyen Perinçek’in  Öncü Gençliği Libya için  seferber olmazlar…

Ankara’da   meydanlara çıkıp  Mehter Takımıyla  neden ‘’ Haydi Libya’ya ! ‘’  yürüyüşü düzenleyip milli duygularımızı  kabartmazlar bu  milliyetçi- mukaddesatçı  gençler?

Gün, tam da onlara göre bir gün değil midir ?

Neden Reis,  Mehmetçik yerine  onlara görev vermez?

Onlar ki;  toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok değil midirler?

AK Gençlik ne güne duruyor, Libya’nın  /  Sarrac’ın tam da yardıma ihtiyac  duyduğu şu günlerde…

Gün, Reis’e ve Libya’ya omuz verme günü değil midir?

 *

Libya’ya harekât izni  için Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM’ye sunulan tezkereyle hükümet Meclis’ten  yetki istiyor.

Muhalefetin bir kısmı evet derken  diğer bir kısmı da  hayır diyeceğe benzer.

İktidarsevicilerve  yukarıda adlarını saydığımız  Alperenler, AK Gençlik, Öncü Gençlik, Ülkücü Gençlik, Mehmetçikten önce bu sefere hazırlandığını neden  ilân etmezler, şaşıyorum.

Yerli ve milli böylesi  cengaver kadrolar varken  neden tezkereye gereksinim duyulmaktadır?

Neden Orhan Gencebaylar, Ferdi Tayfurlar, Acun Ilıcalılar, Yavuz Bingöller, Serdar Ortaçlar, Emre Belezoğulları, Fatih Terimler ‘’ Reis, bizi de götür Libya’ya ! ‘’  diye  ortalığa dökülmemektedirler…

                                                                           *

Siyaset, magazin ve spor dünyasının Saray’da ağırlanan  ağır topları kör mü sağır mı yoksa…

Gün, Libya’ya için yola çıkma günü değil midir de  sessizdir bu yandaş  kadrolar?

Ülkemiz insanı, savaşın ve yıkımın yaşandığı toprakların çoğunun  İslam ülkesi olduğu gerçeğini görmeli ve bunun nedenlerini düşünmeli- sorgulamalıdır.

Libya’ya gönderilecek  asker ; soframızdaki ekmeğin küçülmesi,  elimize geçen maaşın  kırpılması ve anaların gözyaşlarının çoğalmasıdır.

Suriye ile yaşadığımız  sorun devam ediyorken bir de Libya ile  sorun yaşayacak olmamız hepimizi düşündürmelidir.

AKP İktidarının İslâm ülkeleriyle alıp veremediği nedir diyedüşünmekte  yarar yok mu sizce…

Neden Müslüman Müslüman’ı boğazlamakta?

İslam dini barış diniyse ne oluyor  bu savaş tamtamları?

YORUM YAP