

RECAİ ŞEYHOĞLU
Can sıkıcı şeyler denince aklıma şunlar geliyor: İntihar eden sanatçılar, 22 Ekim 2019’da Real Madrit ile Türk Telekom Stadyumunda karşı karşıya gelen Galatasaray Onbiri, Gazeteci Hilal Kaplan’ın ABD’de Trump’a olan sorusu ve aldığı yanıt, Kasım 2019’da siyanür içerek yaşamlarına son verenler, öldürülen kadınlar, tecavüze uğrayan masum yavrular, Egemen Bağış ve Mehmet Metiner benzeri siyasi portreler, seçildiği halde görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanları, yaşarken değeri bilinmeyip yıllar geçtikten sonra ünlenen sanatçılar, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla üç yılda 8 bin 817 kişiye soruşturma açılması…
Cansıkıcı mı desek yoksa üzücü mü, veyahut komik mi bilemiyorum. Ya da insanı derinden yaralayan konular mı desek…
İntihar eden sanatçıları anımsamış olalım bir bir… JackLondon, Mayakovski, Virginia Woolf, Stefan Zweig, CesarePavese, Ernest Hemingway, SylviaPlath, Arthur Koestler, Nilgün Marmara, PrimoLevi, JerzyKosinski, Metin Kaçan.
Güldüren, taraftarı üzen Galatasaray onbirine gelince…
Muslera, Mariano, Christian, Luyindama, RyanDonk, Marcao, YutoNagatomo, StevnNzonzi, Jean Michael Seri, YounesBelhando, RyanBabel, Florin Andone.
Ayıptır sorması, bu isimler Mustafa, Mehmet, Kenan, Recep, Yenal, Sedat, Can, Yücel, Berkhan, Fırat, Ahmet de ben mi yanlış okuyorum yoksa…
Galatasaray diye yoksa yabancı bir takımla mı karıştırdı basın, bu listeyi ?
RTE, yerli ve milli deyip duruyorken birileri yoksa Sayın Başkanımızımı zorasokmak istiyor?
Galatasaray dediğimiz takım Türk Futbol Takımı mı değil yoksa…
Herkes espri küpü olmuş gibi. Başkanımız da onlardan biri… 30 Ekim’de diyor ki; ‘’
Türkiye, yeni bir istiklal harbi veriyor ve hamdolsun zafere doğru yürüyor.’’
Kocaeli’nde birisi 24 daireyi 50’den fazla kişiye satmış. Konya’da birisi karısının boğazını kesmiş. Ülke çapında tüketilen balın yarısının sahte olduğu yazıldı. Ki, en çok da hile balda oluyormuş.
Elin oğlu ABD’de Türk gazetecisi ile açıktan alay edip dururken, tehditler savururken, askerimizin başına çuval geçirilirken nasıl oluyor da biz zafere yürüyoruz bana bir anlatın şunu. Hangi eylemimizi kaç Müslüman ülke destekliyor söyler misiniz?
Barış içinde yaşadığımız kaç ülke var kulağıma fısıldar mısınız?
Bu ülkede can sıkıcı ve komik olmayan işler de olmuyor değil ama…
Aristonikos’un, Galenos’un, Bergamalı Kadri’nin toprağında olup bitenleri anlatacak olursam eminim hak vereceksiniz bana bu konuda.
Kitapsever bir yurttaş olan Akın Yasa, geçtiğimiz yıl okulların kapandığı/ yaz tatilinin başladığı gün elindeki/ evindeki yüzlerce kitabı kasabanın meydanında öğrencilere dağıttı.. Satmıyor, ücretsiz dağıtıyor. Ali Ayşe, şehirli köylü, Bergamalı Mardinli ayrımı yapmadan…
Kitapseverlik, kütüphanecilik, barışseverlik, dayanışma ve kardeşlik duygusu Bergamalının ruhuna işlemiş. Akın Yasa, çok sayıda böyle düşünen Bergamalılardan sadece birisi.
Kitabın insanı incelttiğini, uygarlaştırdığını bilenlerden.
Bir başka Bergamalı da Mehmet Ecevit Canbaz. O da ilçe başkanlığını yaptığı CHPBergama İlçe Başkanlığı binasına kütüphane kurma sevdasında. Arkadaşlarıyla oturup konuşmuş ve karar almışlar. Kütüphanemiz olsun diye. Yakın zamanda da açılışını yapacaklar yanılmıyorsam.
Bergamalı barışsever, Bergamalı uygar, Bergamalı kitapsever!
Öte yandan bir yarışta birbirlerine saygısızlık yapmayacak kadar da centilmenler. Örnek mi istersiniz?
Bu satırların yazarı sol siyaset yapan biri. Bulunduğu her ortamda düşüncelerini dillendiren biri. Öğretmenlik yaparken bile il milli eğitim müdürü ile il kültür müdürüne yaptıkları yanlışları söyleyecek/ yazacak kadar da inançlı, mücadeleci ve mahkemelerde yargılanmış biri.
CHP’li, MHP’li, ÖDP’li ve AKP’liyle de bir arada oturan, yiyen, muhabbet eden biriyim. 40 yıldan bu yana da bir Bergamalıyla sürtüşmüş değilim. Oysa Salihli’de, İzmir’de aksi durumlar yaşadım, üzüldüm, üzdüm.
Aileler, çocuklarının eğitimine öyle önem veriyor ki bunu öğretmenliğimde gözlemledim. Bu bir!
İkincisi de kavgaya, kaosa, hırçınlığa, düşmanlığa geçit vermiyor Bergamalı. Rakibiyle bile barış içinde yaşıyor. Şu günlerde ilçe kongresi için Akın Yasa ile Mehmet Ecevit Canbaz yarışıyor. Herkes kulak versin sözlerime, ne birbirlerini üzüyorlar ne de acımasızca eleştirilerle partilerini yıpratıyorlar. Bir buçuk saatlik mesafede bulunan Karşıyaka’da ise kavga döğüş yaşanıyor.
Bergama farkı bu!
Düşünün bir kez… Gepegenç bir başkan kendi isteğiyle başkanlığı bırakıyor. Kazanma şansına karşın…Bu, Türkiye’nin neresinde yaşanıyor söyler misiniz bana?Zombi’yebenzer siyasetçilerin mecliste yer aldığına tanık değil miyiz?
Eflatun diyor ya, ‘’ Ya devlet adamları filozof ya da filozoflar devlet adamı olmalı.’’
Ben de diyorum ki, bu ülkenin başkanı Bergamalı olmalı.
Göreceksiniz, ne askerimizin başına çuval geçiren olacak ne de toplu intiharlar… Kimse cesaret edemeyecek buna.
Bergama; sokakta/ meydanda kitap dağıtan ve bunun reklamını yapmayan, eğitime- sanata önem veren, barış içinde kardeşçe bir arada yaşayan insanların kasabası.
