DOLAR 46,4468 % -0.03
EURO 53,2566 % 0.04
STERLIN 61,3819 % 0.08
FRANG 57,6764 % -0.13
ALTIN 6.238,80 % -0,77
BITCOIN 63.015,27 -2.595

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

MUTLULUK…

Yayınlanma Tarihi : Google News
MUTLULUK…
Reklam

RECAİ ŞEYHOĞLU

Mutluluğu bir kez daha tadarak girdim yeni yıla. 2018’in son günlerinde dostlarımla- kitaplarımla bir araya gelerek…

14 Ocak’ta  Belçika’da/ Charleroi’da  annem adına 48. kütüphaneyi açmıştık. Aynı günlerde ‘ Renkler Ülkesi İran ‘ çıkmıştı. Sağolsunlar, Karşıyaka Belediyesi ile Kuşadası Kuakmer’in ev sahipliğiyle bu kitabımın  her iki ilçede tanıtımını yapmış, bana tarifi anlatılmaz bir  haz yaşatmışlardı.

Kasım ayında da Sofya- Üsküp Günlüğü ile Kurbağa Sevgisi çıkmıştı. Kurbağa Sevgisi’nde sokağın, komşuların, yakınlarımın, kumsalda güneşlenenlerin, balkonda çay içenlerin  hislerine tercümanlık yapmaya çalışmıştım. Acıya, hüzne, sevgiye, dostluğa, öfkeye…

Aralık’ta da Yenigün’deki yazılarım kitaplaştı. ‘ Yaşamımdan Portreler ‘ olarak… 22. Dönem İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, Aliağa Belediyesi Başkan  aday adayı- işadamı Özcan Durmaz ve emekli vali yardımcısı Fahir Işıksız dostlarımın  basım giderini karşıladığı bu kitap, yayımlanan portrelerimden bir seçki…

25-30 yıllık  arşivim ise ‘ Yazınca ve Yaşayınca ‘ olarak kitaplaştı. Aralık ortalarında.

Halıların, kilimlerin altlarında, çekmecelerin gözlerinde, kitap aralarında  sakladığı gazete kesikleri, dergilerde- gazetelerde yayımlanmış yazılarım,  sevdiklerimin el yazıları ve öğretmenlikte aldığım cezalar, yazdım diye başıma gelenlerin mahkeme tutanakları, ağır cezada yargılandığım günlerin özeti olan bu kitabımın basım giderini ise Kargotur adlı bir lojistik firması karşıladı. Genel müdür Doğan Vapurcu, daha önce de kitaplarımızın yurtdışına, Mardin’e ve Antakya’ya ulaşması konusunda elimden tutmuştu.

520 sayfalık bu kitabın basım giderini karşılaması için ricada bulunduğumda  hiç düşünmeden ‘ evet ‘ deyince yaşadığım sevinci bilmem tahmin edebilir misiniz?

4 kitabımı Favori Yayınları,  beşincisini de Bassaray Yayınları basmıştı.

Bir yılda  beş kitap !

Bu cümle, bana şiir gibi gelince aynı ad altında Karşıyaka Belediyesi’nde bir etkinlik düzenleyelim dedik. Kültür Müdürü Nail Çetin ve  Çarşı Kültür Merkezi’nin her şeyi demek olan  Alaybeyli delikanlı FeruzBozaslan’ın olağanüstü organizasyonuyla 28 Aralık’ta da Demokrasi Dostluk Dayanışma Derneği’nin katkılarıyla kitap dostlarıyla bir araya geldik. Hem beş kitabım tanıtılacak hem de  iki kitabımın basım giderlerini karşılayan dostlarımı dinleyecektik. 87 yaşındaki  Veli Lök henüz iyileşmeden aramıza katılmıştı. Beni yalnız bırakmamak adına… 80’ini aşmış bir başka delikanlı Öcal Uluç Urla’dan gelmişti. Özcan Durmaz ise Aliağa’dan…

Program; Let İt Be, Yesterday, AllHungUp İn YourGreenEyes gibi sevdiğim parçalarla başlamıştı. Bu da Tarihçi dostum Ferhat Altun’un bir jestiydi.

Yöneten Erkan Sevinç olunca, program da ayrı bir renge bürünüyor. Erkan’ın kendisi rengârenk çünkü. Radyoloji profesörü, gazeteci, yazar ve organizatör olan Erkan, bizi hiç yalnız bırakmayan dostlarımızdan…

İzleyiciler, sürprizi ise jinekolog-yazar-aktivist arkadaşım FerayeSünevÇokgürses ile yaşadı. Onun  bir şarkısıyla… Türk Sanat Müziği sanatçısı gibi bir  dağarcığa ve sese  sahip olan Feraye, gecemizin bir başka rengiydi.

DDDD Başkanı Talat Özmen, Veli Lök,  Efdal Sevinçli, Mehmet Büke, Nail Çetin, Ünal Ersözlü, Öcal Uluç, Hakkı Ülkü ve Özcan Durmaz’ın konuşmalarıyla  hem beş kitabım dile getirildi hem de ortak anılarımızın dillendirilmesiyle  unutamayacağım bir yıl sonu finali yaşadım.

Paylaşımcılığın önemini, sevgi, kitap ve dostluğu harmanladık o gece. Kemal Nehrozoğlu’nun telgrafı, Tunç Soyer’in telefonu da ” Aranızdayım ‘ diyordu.

Karikatürist Hasan Efe, mülkiyeli kardeşler Hatice- Ahmet Erkan, Emekli-Sen ve DDDD yöneticileri, Konak Belediyesi’nden Salim Çetin, fotoğraf sanatçısı Lütfü Dağtaş, emekli albay- kitapların sevgilisi Hasan Zeki Sungur, Ahmet Gürel, Nurdan Çaypınarlı, Aysun Teneler, ressam Hasret Nurdağ, Ege 78’lilerden Bilgehan Oğuz, emekli TRT’ci – Gazeteci Cengiz Güven, Saadet Aykanlı,  Balçova Belediyesi Başkanlığına soyunmuş olan Tarihçi öğretmen Hürmet Kırmızı, Kıvanç Avcı, Şakir Uçak… gibi  dostlarımın aramızda olması bir başka sevincimdi.

Mutluluk denince  bu konuda söylenmiş çok özlü söz var biliyorum. Ben, o özlü sözlerden çok daha güzelini okuyor gibi oldum o gün.

Her konuşma beynime kazınmış güzel sözcüklerden oluşuyordu. Sevgiyi, dostluğu anlatan… Hele, Hakkı Ülkü’nün 50 yıl öncesine yönelik  benimle ilgili anıları… Özcancığımın ona keza…Efdal, gezi notları konusundaki yazdıklarıma değinirken çok kısa zamanda İran’a gitme düşlerinin olduğunu belirtti. Çünkü, İran edebiyatını ve sanatını bilen ve çok önemseyen / Isfahan’ı- Şiraz’ı görme hayaliyle tanıp tutuşan biri o.

Her  bir  araya gelişimizde, her kütüphane açılışları konuşmasında köy enstitülerine değinmeyi ihmal etmeyen Öcal Uluç’u ise sahnede kucaklayasım / sarılasım, öpesim geldi gene. Gene Hasan Ali Yücel, gene İsmail Hakkı Tonguç, gene Türk ve Dünya Klasikleri dedi… Enstitülerin Türkiye için önemini köy enstitülüden çok daha fazla dillendiren  bir başka gazeteci tanımıyorum. Mustafa Ekmekçi dışında… Kütüphanelerimizin raflarında onun armağan ettiği kitaplar kimbilir kaç öğrencimizi aydınlattı…

Ah, bir de Mehmet Atilla ile AvramVentura da olsaydı aramızda…

2018’de basılmış olan beş kitabımın özetine gelince…

Tribünden maç izleyen biri değil de  sahada oyuncu olmayı arzu eden bir anlayışın sahibi olmamdan… Okuduklarımı- öğrendiklerimi paylaşmak isteyişimden… Herkesin Çehov, Shakespeare, Şehriyar, Sartre, Dostoyevski, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Murakami, Cemal Süreya ile dost olmasını istediğimden, herkesin Şiraz’ı, Meşhed’i, Sofya’yı, Üsküp’ü, Mardin’i görmesini istediğimden, Guernica’nın ne olduğunu herkesin bilmesini istediğimden, bilim ve sanat alanında yetişmiş değerlerimize saygılı olunmasını istediğimden, çocuk tacizlerinden ve kadın cinayetlerinden  artık kurtulmamız gerektiği düşüncesinden… Günümüze, dünyamıza tanık olunmasını istediğimden…

Evet… Çağa tanıklık ! Yaptığım işin özeti bu aslında. Çağımın sesi kulağı, gözü olmak istediğimden yazıyorum. Yazmayı çok sevdiğimden…

Sessizlikten, duyarsızlıktan, adam sendecilikten yana olmadığımdan…

” Gerçekleri konuşmaktan korkmayınız! ” sözü laf olsun diye söylenmemiş ki… Biraz da dillendirilemeyen konuları kurcalamak, tartışma yaratmak istiyorum. Huysuzluk  diyorlar ya… Galiba biraz öyleyim.

 İyinin kötüsü, inişin yokuşu, güzelin çirkini, iyinin kötüsü misali… İnsanlık halleri dedikleri… 

İşin özetine gelince… 2018 güzel geçti. Kör, sağır, dilsiz kalmamak adına kendimi mutlu etmeye çalıştım.

2019’un güzelliklerle geçmesini arzu ediyorum. Öyle de olacak zaten… Benim şimdiden iki dosyam birikti bile. Sizin ?

Yazmak mutluluktur diyorum ben. Okumak daha  da büyüğü…

Hep birlikte mutlu olalım. Dileğim bu !

Yeni yılınız kutlu olsun!

YORUM YAP