

FATİH SEZGİN
24 Haziran 2018 tarihinde acil olarak yapılacak olan Başkanlık seçimleri elbetteki siyasi tarihimizin en önemli demokratik etkinliği olarak tarihe geçecektir.
Ancak normal seçim tarihinden 1,5 yıl önce acil olarak yapılması organize edilen bu seçim, aynı zamanda cumhur ittifakına karşı olan muhalif partilerin hazırlanma zamanını kısıtlama amaçlı bir siyasi tuzak olarak da değerlendirilebilecektir.
Ayrıca siyasi hayata yeni adım atan İYİ Parti’nin ayağına iktidar güçleri tarafından çelme takma maksatlı olarak da yorumlanacaktır.
Bu seçim önemine binaen öyle “aradan çıksın” düşüncesiyle acele ile geçiştirilebilecek bir aktivite değildir. Her yurttaşımız bu baskın seçimin aciliyet sebebini çok iyi okuyabilmelidir.
Ülkenin yönetim sistemi değişiyor beyler, yönetim sistemi!
Bugün ülkemizin en yetkili gücü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, 24 Haziran 2018 Başkanlık seçimlerinden sonra bu özelliğini artık fiilen kaybediyor.
Şayet 600 üyesi bulunacak olan parlamentoda 400 ün üzerinde milletvekiline sahip değilseniz yürütmeyi yani hükümeti etkili bir şekilde denetleyemiyorsunuz. Seçilen başkanın kurduğu hükümet için parlamentodan güven oyu istenmesine dahi gerek kalmayacaktır.
Başkan hükümeti kurunca, kendisi veya bakanları parlamentoya hiç uğramayabilecektir. Başkan ve seçtiği bakanlar, şayet parlamentoda 400 üyeye sahip bir grup yoksa hiç kimseye karşı sorumluluk hissetmeyecektir. Sadece ve sadece parlamentodaki 400 milletvekilinin oyu ile başkan ve hükümeti etkili bir denetime tabi tutulabilecektir. Bu da bugünkü çok partili sistemde hemen hemen imkansız gibi görünen bir durumdur.
Net olarak görülüyor ki
24 Haziran 2018 seçimleri, seçilecek olan Başkanın “TEK ADAM OLARAK ÜLKEYİ YÖNETSİN” diyenlerle, “HAYIR, PARLAMENTER DEVAM ETSİN” diyenler arasında bir hesaplaşma olarak tarihe geçecektir.
Böyle bir hesaplaşma yasal çerçevede kalarak yapılabilirse buna hiç kimsenin herhangi bir itirazı olamaz. Ancak mühürsüz oylarla ilgili kararlar, adaletin varlığı konusunda duyulan endişeler, olağanüstü hal durumu ve iktidarda bulunanların devlet imkanlarını kendi avantajları için kullanma ihtimalleri gibi bazı kuşkular insanların hafızasında tereddütler yaratmaktadır.
Peki,
Ana muhalefet ve diğer muhalif partiler 24 Haziran 2018 acil ve baskın seçime hazır mı, görünen o ki, maalesef hazır gözükmüyorlar. Bir kısmı görülebildiği ve diğer bir kısmı da izlenilebildiği kadarıyla ana muhalefet de dahil hiçbir muhalif parti örgütü böyle bir baskın seçim için gerektiği gibi hazırlıklı değildir. Cumhur ittifakının şen ortakları rakiplerini ne yazık ki uykuda yakalamayı becerebilmiştir.
Bürolarda toplantılar düzenlemenin seçim hazırlığı olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Seçim çalışmaları yapıyorum iddiasında bulunanlar her gün seçmenler ve yeni yeni yüzlerle karşı karşıya gelip onlarla diyalog kurabilmeli ve onlarla konuşabilmelidir. Partiye sempati duyanlar, potansiyel muhalifler ziyaret edilerek gönülleri hoş edilmelidir.
Sandık güvenliğinin sağlanması çok ciddi ve özel çalışmalarla organizeler gerektirir.
Seçmenler sizi her an seçim alanlarında görmeli ve sizin bu seçim alanlarındaki varlığınız rakiplerinizin uykusunu kaçırabilecek kadar canlı olmalıdır.
******
Başbakan Binali Yıldırım ile 21 kabine üyesini milletvekili adayı olarak gösteren AKP, seçimlerden sonra Meclis’te ve parti yönetiminde güçlü bir kadro kurmayı hedefliyor.
Partinin tecrübeli ve ağır toplarının büyük bölümüne parti yönetiminde ve seçimlerden sonra oluşacak yeni Meclis düzeninde kritik görevler verilecek.
Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre; AKP kaynakları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘stratejik bir hamle’ ile Başbakan Yıldırım ve 21 bakanı milletvekili adayı yapmasının, yeni dönemde siyasetin merkezi haline gelecek Meclis’te güçlü bir kadro kuracağı anlamına da geldiğini belirtiyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde, Meclis’in sadece yasama faaliyetlerine odaklanacağına dikkat çeken AKP yöneticileri, seçimlerden sonra güçlü bir Meclis yönetiminin oluşacağını dile getiriyor.
Siyasetin merkezinin parti ve parlamento olacağını belirten AKP kaynakları, siyasi kapasitesi yüksek isimlerin bu nedenle milletvekili adayı yapılmasının önemine vurgu yapıyor.
AKP kaynaklarına göre seçimlerden sonra öncelikli olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AKP’nin Meclis grup başkanlığının önünü açacak düzenleme yapılacak.
Böylelikle, Erdoğan hem partinin genel başkanlığını, hem de Meclis grubunun başkanlığını yürütecek. Mevcut yasada, milletvekili olamayanlar Meclis’te grup başkanlığı görevine getirilemiyor.
AKP, seçimlerden tek başına Meclis başkanı seçtirecek çoğunluk ile çıkarsa Başbakan Yıldırım’ı aday gösterecek.
Sayısının yetmemesi durumunda ise Meclis başkanı adayını MHP ile istişare ederek belirleyecek.
Bu durumda, MHP’li bir ismin Meclis başkanı olabileceği ihtimali ortaya çıkacak.
Yeniden kabineye alınmayacak 21 bakandan bazılarının komisyon başkanı yapılacağı ve grup yönetiminde görevlendirilecekleri belirtilirken, sonbaharda yapılacak AKP kongresi ile birlikte parti yönetiminde de değişikliklere gidileceği ve bazı isimlere parti yönetiminde görev verileceği ifade ediliyor
Bekleyip göreceğiz.
