

FATİH SEZGİN
Erdoğan, partisinin İzmir İl kongresinde konuşurken 15 yıl önce İzmir’in doğru dürüst bir havalimanı olmadığını öne sürerek Adnan Menderes Havalimanı ile ilgili de cümleler kurdu. Şöyle dedi:
“Biz geldik Adnan Menderes Havalimanı’nı yaptık. Niye? Koskoca İzmir’e, Ege’nin incisi İzmir’e böyle bir havalimanı yakışmaz mıydı? Niye bizden öncekiler yapmadılar, niye yapamadılar? Onların derdi yoktu, bizim derdimiz vardı. Yaptık ve daha birçok şey aynen yapılmaya devam edecek.”
Adnan Menderes Havalimanı, Ak Parti iktidarından önce de vardı, terminallerde yenileme yapıldı. ADM Havalimanı 1987’de ANAP iktidarı döneminde zamanın Başbakanı Turgut Özal tarafından açılmıştı.
*******
Malatya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ahmet Çakır, AKP’den milletvekilliği aday adaylığı için görevinden istifa etti. Boşalan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna ise Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat getirildi.
Malatya’nın yeni belediye başkanı AKP’li Hacı Uğur Polat’ın göreve gelir gelmez ilk yaptığı iş, makam odasında bulunan Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafını kaldırmak oldu. Malatya Belediyesi’nin resmi internet sitesinde yeni başkan Hacı Uğur Polat’ın fotoğrafları yayınlandı. Ancak fotoğraflardaki bir ayrıntı dikkat çekti. Eski Başkan Ahmet Çakır döneminde, makam koltuğunun arkasında Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın fotoğrafları bulunuyordu. En son 2018 yılındaki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda eski başkan Ahmet Çakır makamını gelenek gereği bir kız çocuğuna devretmişti ve o gün çekilen fotoğraflarda da Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı görünüyordu.
Ancak istifa ile boşalan koltuğa gelen AKP’li Hacı Uğur Polat, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafını makam odasından kaldırdı ve makamında bu şekilde çekilmiş fotoğrafları belediyenin resmi internet sitesinde
*******
TRT’de yayınlanan Payitaht dizisinin 48. Bölümünde çok kritik bir sahne vardı.
Sahne, Osmanlı’da et fiyatlarını konu alıyordu. II. Abdülhamid, huzuruna “Kasap Loncası Başkanı/Bakanı” ve eti ucuza satan “Cömert Çiftlik Sahibi Etçi Faruk”u çağırıyordu. Pahalı etin nedeninin sorduğunda aldığı “hayvan varlığını artırmak” yanıtından memnun olmayan Abdülhamid, “kasap loncası bakanı”nın istifasını isterken, çiftlik sahibi Faruk’u onun koltuğuna oturtmaya karar veriyordu. Abdülhamid, söz konusu sahnede ailesiyle görünen lonca başkanına da “Loncanın başına siz geçeceksiniz lakin evvela ‘namınızı duyurmanız gerek” ifadelerini kullanıyordu.
Sahneyi ilginç kılansa “lonca başkanı/bakanı”nın kellesini alan çiftlik sahibini oynayan oyuncunun, Namet’in sahibi Faruk Kayar olmasıydı. Sahnedeki diğer oyuncular ise oğlu ve kızıydı. Sahiden de gerçek hayatta Namet, “ucuz et”tartışmalarıyla gündeme gelmiş, zaman zaman devlet bürokrasisiyle sorun yaşamıştı. TRT’deki diziyle hem örtülü propaganda yapılıyor hem de bazı isimlere mesaj veriliyordu.
*******
Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrası konuşan ve öncelikle ekonomide işlerin iyi gittiğini söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, bir öncekinin üzerinden henüz 2 yıl geçmeden, yani bir önceki “barışın” taksitleri bitmeden, vergi, pirim, ceza vb. kamu alacaklarıyla ilgili yeni bir “barışın” müjdesini verdi. Başbakan’ın “vatandaşla el sıkışmak” diye tanımladığı bu yeni “barışın” gerekçesi, vatandaşın devlet kurumları ile arasında olan anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulmak isteniliyor olması olarak açıklandı.
Başbakan’ın açıklamasına göre, söz konusu barış/el sıkışma kapsamında vergi ve pirim borçları, trafik vb. para cezaları, gecikme cezaları büyük oranda silinerek yeniden yapılandırılacak. Yani devlete olan borç -bir kısmı da silinerek- taksite bağlanacak. Hükümetin seçim öncesi “müjdeleri” bunlarla da sınırlı değil. Üniversiteden atılan öğrencilere af, emekliye bayram harçlığı, başlı başına bir yazının konusu olacak -tabii ki düzenleme tam olarak kamuya duyurulduktan sonra- “imar barışı” Başbakan’ın açıklamasında dikkat çeken diğer “müjdeler”.
Başbakan’ın ifadesiyle ekonomide her şeyin yolunda gittiği bir ortamda, 24 milyar TL maliyetli bir affa, pardon “barışa/el sıkışmaya” niçin ihtiyaç duyulduğu ise ne Başbakan ne de konuyla ilgili olarak konuşan diğer Bakanlar tarafından dile getirilmedi.
Dile getirilmeyen, açıkça ifade edilmeyen şeyin ne olduğu, niçin bu tür “barışa” ihtiyaç duyulduğu, Başbakan’ın söylediğinin tersine, ekonomide işlerin pek de yolunda gitmediği ise herkesin malumu aslında. Bu durumda, bir önceki barışın üzerinden iki yıl geçmeden yenisinin çıkmasının, vatandaşın devlete karşı yükümlülüklerini yerine getiremiyor olmasından kaynaklandığını, Hükümetin seçim öncesi aldığı bu kararlarla, kamu maliyesi açısından sorunu daha da büyütmek pahasına vatandaşı bir nebze rahatlatarak, ekonomik sorunların sandığa etkisini azaltmaya çalıştığını söylemek mümkün. Dolayısıyla da bu konuda daha fazla söz söylemeye, malumu bir kez daha ilan etmeye gerek yok.
*******
Bir Polis ile vatandaş arasında İzmir’de şöyle bir konuşma geçer !.
“Yarın Sayın Cumhurbaşkanı gelecek de,”. “Havaalanına araba sokmuyorlar, yolcuları sıkı bir aramadan geçirerek içeri alıyorlar. Kentten gelen arabalar, yolda çevrilerek sıkı bir denetlemeden geçiriliyor ve havaalanının dış kapısından içeri sokulmuyorlar.”
Sanki bu işleri polisten başka birileri yapıyor gibi konuştuğunu görünce merakla sordum;
“Neden ‘yapıyorlar, ediyorlar’ diye konuşuyorsunuz? Bu işleri yapan sizler yani polis değil mi?”
Polis arkadaşın yüzü karardı. Çevresini ürkek bir bakışla taradıktan sonra alçak bir sesle;
“Sayın Cumhurbaşkanımız bize güvenmiyor,” dedi. “Ankara’da, Sarayda bulunan yüzlerce özel korumasını getiriyor ve bizi asla kendisine yaklaştırmıyor!”
“Biliyorum,” diye sohbeti uzatmaya çalıştım. “Tayyip Bey’in gittiği her yerde, orada bulunan polislerin tabancalarındaki şarjörleri de boşaltıyorlarmış.”
“Sadece bu kadar olsa neyse,” diye devam etti polis “Bizim canımızı yakan en önemli şey, Cumhurbaşkanı ve Başbakan havaalanına ineceği zaman, bizi odalara kapatmaları ve dışarı çıkmamızı yasaklayarak onurumuzla oynamaları!”
Evet, yanlış duymadınız;
Cumhurbaşkanı’nın gittiği yerlerde, havaalanında görevli polisler odalara kapatılıyor ve dışarı çıkmaları yasaklanıyormuş.
Ve havaalanındaki bütün otoparklar boşaltılıyor, oraya park etmiş bulunan araçlar çekilip götürülerek başka yerlere bırakılıyormuş.
AKP Genel Başkanı’nın geçtiği yollarda alınan sıkı önlemler, Başbakan Binali Bey için de geçerli.
Gittiği her havaalanında alınan önlemler nedeniyle, halkın anasından emdiği süt burnundan geliyor!
Geçeceği yollarda alınan sıkı önlemler, görevli polislerin hem silahlarından şarjörlerin alınarak ve hem de odalara kapatılarak ‘etkisiz!’ hale getirilmesi, arabaların bir gün öncesinden park yerlerinden bile çekilmesi ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’dan getirdiği kendi keskin nişancıların, geçeceği tüm yollarda çatılara çıkarak önlem alması!
Çok korkuyorlar, çoook!
Neredeyse gölgelerinden korkar durumdalar!
Anlatılanlara göre; yedikleri yemek ve içtikleri su bile bir başkası tarafından denetlenmeden masalarına konmuyormuş.
