DOLAR 46,4472 % -0.04
EURO 53,1984 % -0.07
STERLIN 61,3058 % -0.05
FRANG 57,5912 % -0.29
ALTIN 6.216,77 % -1,12
BITCOIN 62.749,69 -2.487

VAKTİNE KALAN SÜRE

:
için vakti
Reklam

NELER DEMİŞLER ?

Yayınlanma Tarihi : Google News
NELER DEMİŞLER ?
Reklam

FATİH SEZGİN

Erken seçim kararı alındı 24 Haziran 2018 ‘ de erken değil, baskın seçim var.

Biraz eski günlere dönelim.

Erdoğan ve Bahçeli neler demişler, şöyle bir bakalım.

Erdoğan’ın söyledikleri.

*Demokrasi, halkın verdiği yetkiyi, halkın o verdiği tarihten evvel almamaktır. 5 yıllığına getirdiyse, 5 yıl buna muhalefetin katlanma zorunluluğu var. Eğer hükümet erken seçim kararı alacaksa, hükümeti acze düşmüşse, acze düşenler alır. Ama böyle bir sıkıntı yoksa, erken seçim çığırtkanlığı yapmak o ülkenin lehine değil, o kişilerin de lehine değildir ve bu ülkeye, çok açık söylüyorum ihanettir. Böyle bir şey istenmez, böyle bir şey arzu edilmez. Biz yolumuza emin adımlarla yürüyeceğiz.

*Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Biz öyle konuşmayacağız.

Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir. Bugün yine iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu filan falan.

*Kalkıp evladıma hazine arazilerinin tahsisinden bahsediyor. Bakın bu kürsüden söylüyorum. Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin.

*İkide bir ayakkabı kutularıyla konuşup duranlara sesleniyorum.

Ayakkabı kutularının içine milyarlarca euro, dolar sığmaz, o paralar anca sizin kasalarınıza sığar. Siz önce bunu ortaya koyun. Neler yaptıklarınızın hepsi ortada, o yüzden kaçıp gittiniz. Ben davalarımı yine açacağım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir

*Dertlerinin hırs ve iktidar olduğu ortaya çıktı. Bize farklı göründüler. Gizliden gizliye başka işlerin içine girdiler. Bizim dönemimizde güçlendikleri iddiası asılsızdır. 12 Eylül döneminde, 28 Şubat döneminde güçlendiklerini görürsünüz.

Nasıl hukuk cinayetleri işlediklerini görebilirsiniz. Bizim de gerçeklerden haberdar olmamız ustaca engelleniyordu .

*Yargı ne CHP’nin ne MHP’nin ne Pensilvanya’nın egemenliğine asla teslim olmayacak. Yargı birilerinin arka bahçesi değil, milletin yargısı olacak. İnanın ortaya çok daha fazla bilgi belge çıkacak. Yargı emniyet içinde nasıl ahlak dışı vicdan dışı komplolara giriştikleri ortaya çıkacak. Ben milliyetperver olan yargı mensuplarına güveniyorum

*Ne diyor Bahçeli biliyor musunuz? ‘Pınarhisar’da yattığın günleri arayacaksın’ diyor. Ey Bahçeli, o Pensilvanya’daki (Pınarhisar yerine yanlışlıkla Pensilvanya dedi) yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir. Sen bir defa kendine bak. Pınarhisar günleri, senin düşündüğün ya da düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim için o tür günler yine gelecekse, biz öper başımıza koyarız. Bundan herhangi bir sıkıntımız yok. Yeri geldiği zaman Ziya Gökalp dersin…

‘Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker’ cümlelerinden rahatsız oluyorsan bu millet seni gerekli olan yere zaten mahkum edecek

*Kendileri aday olamadılar. Siyasetin güç kazanmasını istemediler. Hatta şu ifadeleri de kullandılar, ‘Biz cumhurbaşkanlığı makamının siyasetçi olmasını da istemiyoruz’

Yani siyasetçi olmasını istemeyecekseniz de apoletli olmasını mı isteyeceksiniz? Adayımız kim olursa olsun, AK Parti’nin istikametinde, heyecanında, gücünde hiçbir değişiklik olmayacak. Bu konuda yapılan tartışmaları hem gereksiz hem de art niyetli tartışmalar olarak görüyorum. Önemli olan AK Parti’yi kimin yönettiği değil AK Parti’nin ne olduğudur. Şunu unutmayın.

Baki olan davalar, fanilerden öte hizmetkarlarıyla yürür. Önemli olan şahıslar isimler değil muhtevadır. Allah’a çok şükür mayası sağlam, ilkeleri politikaları sağlam bir partimiz var. AK Parti şahıslara göre istikameti değişen değil, şahıslara istikamet belirleyen bir partidir.

Bahçeli’nin söyledikleri ise ;

*Türkiye koyu bir karanlıkta, kör bir çıkmazdadır. Sizler işsiz ve yoksulken, Ankara’da bir avuç imtiyazlı ve sonradan görme hazineyi hortumlamaktakaçaksaraylarda yaşamaktadır. Sizler darlık ve yokluk çekerken, AKP milli servet ve kaynakları zimmetine geçirmektedir” dedi. Halkın zor durumda olduğunu, suyun başını tutanların küplerini doldurduğunu kaydeden Bahçeli, “AKP’ye umut bağlayan aç gözlüler ekmeğinizi dilim dilim küçültmektedir. Para ve servet avcıları rızkınızı yağmalamanın peşindedir. Ekonomiyi ithalata bağlayan, kaçakçılığı teşvik eden, sıcak paracıları, faiz, rant ve silah lobilerini memnun eden AKP’nin, Elazığlıyı dert ettiği yoktur. Erdoğan ve Davutoğlu’nun aklında siz değil, BOP’un hedefleri, küresel güçlerin kanlı hesap ve çıkarları vardır. Çöken dış politikaya bakınız, ülke olarak düştüğümüz acınası duruma dikkat ediniz, bunları açıkça göreceksiniz.

* Boş yere çırpınma. Nasıl olsa 7 Haziran’dan sonra yoksun ve olmayacaksın. Nasıl olsa AKP iktidardan kayıp düşecek” dedi.

*Erdoğan layık olmadığı makamın ağırlığı altında ezilmiş, siyasi tarafgirlikle, açılış kılıfı altında düzenlediği mitinglerle Cumhurbaşkanlığını mahvetmiştir. Bu şahıs her gün fitne saçmaktadır. Erdoğan israf, itham, inkar ve iftiradır. Dün yine zırvalamış, hezeyana batmış, zıvanadan çıkmıştır. Erzurum’da milliyetçilik postuna bürünebilmek, milli poz verebilmek adına asıl yüzü ve niyetini saklamak için olağanüstü gayret sarf etmiştir. Ve bunu yaparken şahsıma ve partimize ağza alınmadık hakaretleri arka arkaya sıralamıştır. Erdoğan aklıyla arasını açmış, klinik bir vaka haline gelmiştir. Güya ben demişim ki, ’HDP Meclis’e girmezse ülkede kaos olur, erken seçime gidilir.’ 29 Mayıs günü Erzincan’da, Erdoğan’dan bunu ispatlamasını istemiştim. İspatlamayanınnamert, alçak ve şerefsiz olduğunu hiç çekinmeden haykırmıştım. Fakat Erdoğan bana mısın demiyor. Sanki duvara konuşuyorum. Pişkince, hayasızca asılsız ve ahlaksız iddiasını sürdürüyor. Bak Sayın Erdoğan, MHP Genel Başkanı olarak, bölücü HDP’nin Meclis’e girmediği takdirde kaos olur türünden bir beyanatım varsa ve sen bunu somut şekilde, yer ve zamanını göstererek açıklayamıyorsan, tekrar ifade ediyorum, alçaksın, şerefsizsin. Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın? Hadi Cumhurbaşkanı olmanı geçtik de, nasıl bir insansın?Sen de hiç mi Allah korkusu yok? Sen de hiç mi günaha girme kaygısı kalmadı? Yalan söylemek, iftira atmak, gıybet yapmak, dedikodu ve tezviratlara bel bağlamak İslamiyet’in hangi buyruğunda, Kur’an-ı Kerim’in hangi ayetinde vardır? Senin yaptıklarına ancak iblis teşebbüs edecektir. Erdoğan bu iddiasını ispata mecburdur. Erdoğan ileri sürdüğü hayasız iddiayı netleştirmekle mükelleftir.”

*Sayın Erdoğan şimdi kulaklarını aç ve Elazığ’dan bizi dinle. Artık iyice anlaşılıyor ki, sende şeref ve mertlik işportaya düşmüş, hurdaya çıkmış. Erdoğan 16 Eylül 2012’de, katıldığı bir televizyon programından tıpkısının aynısıyla şöyle konuşuyor. ’Biz statükoyu nerede kırdık? Ada’ya danışmanımızı göndermek suretiyle kırdık. Oslo’ya göndermek suretiyle kırdık. Statükoyu korumak isteyenler yanlış yapıyorsun dediler bana. Hayır ben onun riskini alıyorum dedim.’ Erdoğan bu sözlere dublaj, montaj, komplo diyebilecektir. Fakat ne derse desin, neyi bahane gösterirse göstersin, her şey meydandadır. Ve terörle pazarlık edenlerin kirli yüzü açıktadır. Erdoğan defalarca İmralı canisine AKP’den milletvekili aday adayı olmuş özel temsilcilerini göndermiş, PKK’yla görüşmelere en yakın adam ve arkadaşlarını görevlendirmiştir. Erdoğan kendi kendini yalanlayarak ne duruma düşmüştür? Biz geçmişte kendisine PKK’yla görüşüyorsun dedik, yine şerefsizlik polemiğine başvurdu, kaybetti. Cumhurbaşkanı görevine başlarken şeref ve namus üstüne yemin etti, kaybetti. Şimdi bir kez daha ispat bekliyor, aksi takdirde alçaklıktan ,namertliğe kadar sövüp sayıyor. Erdoğan, bilesin ki, bizim ispatlamamıza gerek yoktur. Sen zaten her şeyi ispat ediyorsun. Yazık ki söylediğin ağır sözlerin de misliyle geri dönüyor, alnına kazınıyor. Ve şerefsizliğin kara bulutu başının üzerinden bir türlü ayrılmıyor. Kazdığın kuyuya yine kendin düşüyorsun. Ektiğin rüzgarı fırtına olarak biçiyorsun. Erdoğan sen yakın tarihimizin en yanlış şahsiyetisin. Milletimiz adına çok üzülüyorum.

*İmralı canisiyle mektuplaştın mı? Öcalan canisinin İmralı Adası’ndan günü birlik giriş-çıkışlarına onay verdin mi? Ve şahsen temas kurdun muKandil’deki PKK’lılara dinlenmesin diyerek kriptolu telefon gönderdin mi? Terör baronlarıyla telefon görüşmeleri yaptın mı? Bülent Arınç’a yönelik düzmece suikast iddiasından sonra, girilen kozmik odalardan gasp edilen devlet sırları, en mahrem bilgiler kimlerin eline geçti? Şu anda Türkiye’nin güvenlik kartları hangi mihrakların elindedir? KCK’nın kuruluşunda katkın ve dahlin var mı? PKK ve HDP’ye başkanlık karşılığında federasyon ümidi verdin mi? Daha sorularımız vardır. Fakat Erdoğan’a şimdilik bunlar yetecektir. Erdoğan’ın çok yakında maskesi düşecektir. Çok yakında eski günlerini mumla arayacaktır. Ve günü geldiğinde ya kaçacak ya da adalete hesap verecektir.”

İşte !

Cumhur ittifakı bu söylemler sonucu ortaya çıktı

Yorum sizlere ait

YORUM YAP