

FİKRET GÖKÇE –Kıbrıs Gazisi-Mak.Müh.
Vatanın düşmana karşı savunulmasında Türk Kadını erkeğiyle birlikte çok önemli hizmetler yapmıştır. Şanlı tarihimizin her aşamasında Türk Kadını, erkeklerin yanında her türlü sorumluluğu paylaşmış ve özellikle Anadolu’nun düşmandan kurtuluşuyla sonuçlanan Milli Mücadele’de sadece miting meydanlarında değil, bizzat cephede çarpışarak büyük yararlılıklar göstermiştir. Bu yüzden Mustafa Kemal ATATÜRK, “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez” diyerek kahraman kadınlarımızı hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.

İslamiyetten önceki Türk Devletlerinde hükümdarın eşi kocasının en büyük yardımcısıydı ve sorumlulukları paylaşırdı. 995 yılından 1679 yılına kadar geçen süre içinde, İran’da naibe olan Seyyide Hatun’dan, Kasım Hanlığı’nın sultanı olan Fatma Bike’ye kadar onaltı kadının sultan veya naibe olarak görev yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Selçuklu Sultanı Melikşah’ın eşi Türkan Hatun’un 12 bin kişilik bir süvari birliğine komuta ettiği bilgisi de tarihi kayıtlarda mevcut bulunmaktadır.
Osmanlı’nın fetih dönemlerinde Türk kadını bu anlamda pek etkili olamamıştır. Ancak, Anadolu düşman işgaline uğradığı zaman, bu topraklar için ter dökmüş, elleri nasır bağlamış, evlatlarını bu toprakların nimetleriyle büyütmüş Anadolu kadını, bu kutsal vatanın savunucusu olarak ortaya çıkmıştır. Anadolu kadınından daha fazla bu toprakların kıymetini bilen yoktur. Evlatları, eşleri, babaları bu topraklar için can vermişlerdir. Bu topraklar Türk kadınının el emeği, göz nuru ve namusudur. Bu nedenle 1000 yıldır üzerinde var olduğumuz bu yurda; ANADOLU, ANAVATAN ve ANAYURT denilmektedir.
Düşmanın Anadolu’ya girmesi demek, Anadolu kadınının ocağına tecavüz edilmesi, namusunun tehlikeye girmesi demektir. Türk kadını, eline çapasını, kazmasını, orağını ve silahını alıp düşmana karşı erkeğiyle birlikte savaşması dışında cephe gerisinde de her türlü fedakarlıklarda bulunmuştur. Tarihimizde bunun sayısız örnekleri vardır. Erzurum’da Ruslara karşı savaşan kahraman Türk anası, Nene Hatun, bu örneklerden sadece biridir.
ONLAR, çeşitli cephelerde kahramanca savaştılar.
ONLAR, Karadeniz kıyılarından, Ereğli’den, Zonguldak’tan, İnebolu’dan ve Ordu’dan cephelere silah, cephane, malzeme, yiyecek ve giyecek taşıdılar.
ONLAR, Kuvay-ı Milliye’ye maddi yardım için yarıştılar.
ONLAR, hastanelerde yaralı askerlerimize şifa oldular.
İSTİKLAL SAVAŞINDA TÜRK KADINI
İstiklal Savaşı’nda kadınlarımızın çok önemli ve ciddi katkı ve fedakarlıkları olmuştur. Bunları başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:
1 – Kurulan cemiyetler
2 – Düzenlenen mitingler
3 – Savaşa bizzat katılanlar
4 – Taşıt kollarında görev alanlar
Kurulan Cemiyetler:
Asri Kadınlar Cemiyeti : 1919 yılının başlarında özellikle üniversite öğrencileri ve ileri gelen vatansever kadın ve kızlarımızın kurdukları bir örgüttür.İzmir’in işgalinden bir gün sonra 16 Mayıs 1919’da yayınladıkları bildiri bugün bile önemini korumakta, şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz toplumsal birlik ve heyecanı ateşleyen bir ulusal beyanname özelliği taşımaktadır.
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cephesi : Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından Sivas’ta kurulan bu dernek kısa sürede Anadolu’ya yayılmış ve bir çok şehirde şubesi açılmıştır.İşgale karşı suskun kalan İstanbul Hükümetine ve işgal güçlerine protestolar gönderen bu dernek, Milli Ordu’ya para ve malzeme kampanyaları da düzenlemiştir.
Düzenlenen Mitingler :
İlk miting İzmir’in işgalinden bir gün sonra Kastamonu’nun Nasrullah Meydanı’nda düzenlenmiş ve işgal kınanmıştır. Daha sonra 10 Aralık 1919’da Kastamonu Kız Öğretmen Okulu’nun bahçesinde yine kadınlarımızın düzenlediği ikinci bir miting daha yapılmıştır.
19 Mayıs 1919’da Asri Kadınlar Birliği’de Fatih’te bir miting düzenlemiştir. Burada heyecanlı bir konuşma yapan Halide Edip, konuşmasının sonunda “Şunu unutmayın ki, çocuklarımıza bırakacağımız tek miras, büyük bir tarihi olan, bir Türk olduğumuzu söylemektir” diye haykırmış ve “HAYDİ SULTANAHMET’e” diyerek topluluğu dört gün sonra yapılacak büyük mitinge davet etmiştir.
23 Mayıs 1919’da yapılan Sultanahmet Mitingi çok büyük bir katılımla gerçekleşmiş ve Halide Edip’in konuşması büyük bir heyecan ve coşku yaratmıştır.
