

RECAİ ŞEYHOĞLU
Yıllardır, aydın denilince aklıma gelen iki isim hep G. Bruno ve Aziz Nesin oldu.
Sartre’ı da anmadan geçemem.
Kuşkusuz sayabileceğimiz başka aydınlar da var listemizde ama benim aklıma ilk gelenler bunlar.
Düş gücünün atılganlığı/ yeniyi büyük bir tutku ile özleme ve durmadan arama, düşüncelerini şiir tadında yazma, coşkulu, iç dünyası da dış dünyası da sürekli huzursuz olan biri…
Bruno, ‘ Diyaloglar ‘ adlı kitabın Hüseyin Şimşek imzalı önsözünde böyle tanıtılıyor.
Dinlenmeksizin bir gezgin hayatı sürmüş bu nedenle. Okudukça, hızla skolastik düşüncenin dışına çıkmış rahip olan Bruno. Engizisyonun dehşet saçtığı günlerde koğuşturmalardan kurtulmak için Roma’ya kaçıyor. Gel gör ki Roma yönetimi peşini bırakmıyor. Hakkında dava açıyor. Korkmuyor ve oradan Cenevre’ye geçiyor. Bir akademisyenle hararetli tartışmaya girdiği için Cenevre’yi de Roma’ya çeviriyor. Bu olaydan sonra da zaten papaz cüppesini bırakıp bilime veriyor kendini iyiden iyiye… Cenevre’den önce Tulouse’a oradan da Paris’e geçiyor ve ilk eserini de burada yayımlıyor. Sorbon Üniversitesi kendisine kürsü teklifinde bulunuyor. Kovulmak, kaçmak, sürülmek, koğuşturulmakyaşamının bir parçası olduğu için kabul etmiyor.
Gittiği Londra’da teoloji bilginlerinin şimşeklerini üzerine çekiyor. Paris’e dönüp Aristotelesçilerle kapışıyor. Wittenberg,Prag, Helmstadt, Frankfurt’u dolaşıyor, verdiği derslerle Calvincileri çileden çıkarıyor.
Dogmalara düşman, diyalektikçi bir düşünür olduğu için dondurulmuş fikirler onu rahatsız ediyor. Bu nedenle kiliseye ve çağın dogmalaştırılmış düşüncelerine/ geleneklerine ters düşüyor hep. Onlara şiddetle karşı çıkıyor.
‘ Çizme ülkenin haşarı çocuğu ‘Bruno, çizmeyi aştığı için o günlerin güç sahipleri tarafından sevilmiyor. Kendisini dostça Venedik’e çağıran GiovanniMocenhigo tarafından kiliseye teslim ediliyor. Yani cellatlarına…
Kilise, onu ‘ Gırtlağına kadar günaha batmış biri ‘ gördüğü için 130 maddeden suçlu buluyor.
Bilimi lanetlerse affedilecektir. Yaşadığı sürece ateşle oynamayı hiç bırakmayan Bruno, ödünsüzlüğünün cezasını 17 Şubat 1600’de diri diri yakılarak çekiyor. Çiçekçiler Meydanı’nda…
Ondan kalan ne mi?
Bir çift söz… Unutulmayan/ unutulmayacak olan bir söz:
‘’Siz kararınızı bildirirken korkuyorsunuz da ben onu dinlerken korkmuyorum.’’
Düşüncelerinden ödün vermeyen biri arıyorsanız o İtalyan feylesof/ rahip, şair, gökbilimci, okültistBruno’dur.
( Okültizm: Geçmiş çağlarda doğa, evren, insan ve evren ilişkilerini ve gelecek hakkında edinilmiş derin bilgiler bütünü olarak tanımlanıyor. Okült, bilimsel yöntem dışındaki yollar ile gizli bilginin araştırılması demektir.)
*
İtalyanların Bruno’su var, Fransızların Sartre’ı…
Daha başka… Russell, EduardoGaleano…
Aydın’a örnek verilecek olduğunda bizim de Aziz Nesin’imiz var.
Doktorumuz çok, yazarımız çok, ressamımız çok, tarihçimiz çok…
Aydınımız neden yok ?
*
‘’ Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek için çıkılan yolun en sığından/ en bayağısından/ en çarpığından bir Batı taklitçiliğine dönüşmüş olması Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır.’’ diyebilen öfkeli ve eleştirilere hiç tahammül edemeyen bir Cumhurbaşkanı varken ve bu Cumhurbaşkanı tek adam pozisyonundayken, korku iklimi yaratılmış bu ülkeden düşüncelerini açıkça dile getirebilen aydın yetişir mi diye düşünmezsek yanlış yaparız gibi geliyor bana.
Aziz Nesin yaşıyor olsa adım gibi biliyorum ki, ‘’ Batı taklitçiliği diyorsunuz ama siz ‘ Kendimizi Avrupa’da görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz, ‘ diyorsunuz. Çelişki değil mi bu? ‘’ derdi. Tabii ki Azizce de espriler yaparak derdi bunu.
Düşüncelerini dile getirenlerintukaka edildiği/ korkutulduğu ve hapsedildiği bir ülkede ‘ aydın ‘ olmanın zor olduğunu söylemeye gerek yok.
Hitler’e Almanya içinde Sartre gibi diklenen biri olmadı. Mussolini ve Franko’ya da… Pinochet döneminde Şili hapishaneye döndü.
Korku iklimi/ yasaklar ve işkence ‘ aydın ‘ ın ortaya çıkışını engelliyor.
Bruno döneminde de işkence vardı diyeceksiniz. Ama o Bruno!
Bizde imam olup Brunolaşan var mı diye sormayacağım.
Soru sormayı severim ama bunu sormayacağım.
Diyanet İşleri Başkanına saygılarla…











