

-Lösemi hastalarının ailelerine umut olmak için kitap yazdı
-Yazdığı kitapla lösemili hastalara umut oldu
-Yazar Geçermiş’e ünlü oyuncu Bennu Yıldırımlar’dan da destek geldi
MEDYA AYVALIK HABER MERKEZİ
SUAT SALGIN – AŞKIN GÖNÜLER

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin tanınmış Gurme Yazarı Cenk Geçermiş, 5 yıl önce kızı Öykü’nün sayesinde tanıştığı lösemi hastalığı süresince ailesiyle birlikte yaşadıkları o sıkıntı süreci kaleme aldı. O yıllarda 11 yaşında olan dünya tatlısı kızını yeniden hayata kazandırabilmek için verdiği mücadeleyi ve yaşadıkları ağır travmaları yazdığı kitabında dile getiren Geçermiş, yazdığı kitabın tüm gelirini de Ege Lösemili Çocuklar ve Onkoloji Derneği ile Ayvalık Şefkat Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ne bağışladı. Yazar Cenk Geçermiş’in yaptığı bu anlamlı çalışmaya, ünlü dizi film oyuncusu Bennu Yıldırımlar da destek verdi.

YAŞADIKLARINI KİTAP SAYFALARINA DÖKTÜ
Yazdığı, “Umudunu Hiç Yitirme” isimli kitabında, şimdi 16 yaşında dünyalar tatlısı genç bir kız olan Öykü’nün 2014 yılında henüz 11 yaşında lösemi hastalığına yakalanmasını ve ilik nakli oluncaya kadar yaşadıkları zor süreci anlatan Cenk Geçermiş,

“Bir anne ve babanın, evladı için, ölümden sonra duyabileceği en zor sözcüklerden biri olan Lösemi ile 25 Haziran 2014 de tanıştık. Kızımız Öykü henüz 11 yaşındaydı. O tarihten sonra her günümüz, kan, trombosit, donör, lökosit, lenfosit, hemogram gibi tıbbi sözcükleri telaffuz ile geçmeye başladı. Tek seçenek olan ilik nakli için önümüzde kısa bir zaman vardı. Günden güne hastalığı olumsuz yönde ilerliyordu.

2015 yılında Almanya’dan gelen güzel haber ile umutlandık. Kızımıza, doku tipi uyumlu iki kök hücre bağışçısı olduğunu öğrendik. 07 Mayıs 2015 tarihinde yurt dışı vericiden yapılan kök hücre nakli ile kızımız hayata tekrar tutunmaya başladı. Allah’ımıza hamd olsun ki her şey olumlu ilerledi ve bu günlerde nakilden sonraki 4. senemiz dolmak üzere. Kızımız artık, normal yaşantısına devam ediyor, her şey yolunda şükürler olsun. “dedi.

Ülkemizdeki kök hücre bağışının son zamanlarda ciddi miktarlarda artmaya başlasa da, yine de Avrupa ülkelerindeki verici sayısının altında olduğuna işaret eden Geçermiş, “Bence bunun en önemli sebebi, halkımıza kök hücre bağışının ve donör olmanın ne kadar kolay bir işlem olduğunun yeteri kadar anlatılamamasından kaynaklanmaktadır.

Keza, kan ve trombosit bağışı da lösemi hastaları için hayati önem taşımaktadır. Kan ve kök hücre bağışının önemine bir nebze olsun dikkat çekebilmek için, kızımızın rahatsızlığı döneminde bizim ve diğer ailelerin de yaşadığı sıkıntılı sürecin hikâyesini kaleme alarak, bizim gibi her şey bitti dediğiniz bir anda Yüce Allah’ın, eğer evladınıza ömür verdi ise, bu zorlu süreçte karşınıza çıkaracağı kolaylıklar ile her şeyin bir vesile olabileceğini ve evladınızın hayata tutunabileceğini anlatmaya çalıştım.” ifadelerini kullandı.

KİTABIN TÜM GELİRLERİNİ O DÖNEMDE KENDİLERİNE DESTEK VEREN İKİ HAYIR KURULUŞUNA BAĞIŞLADI
Yazdığı romanın lösemi ile mücadele eden tüm evlatlara ve ailelerine destek olması amacı ile bu ve bundan sonra yapılacak tüm baskılarının, telif hakları ve satışlarından kendi adına doğan tüm geliri; yaşadıkları o zorlu süreçte kendilerine desteğini esirgemeyen ve vefa borcu olduğu Ege Lösemili Çocuklar ve Onkoloji Derneği ile Ayvalık Şefkat Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ne eşit şartlarda bağışladığını kaydeden Geçermiş,

“Belki, bağış konusunda, bir elin verdiğini diğer el görmemelidir ancak, bu romanın yazılma amacına ulaşabilmesi, inşallah binlerce lösemi hastası evladımız ve ihtiyaç sahiplerine bir nebze destek olabilmesi için tanıtımının gerekliliğinin bilinci ile ve ayrıca bu bağışı ben değil kitabımı okuyanların yapacağının verdiği gönül rahatlığını yüreğimde hissediyorum. Destek verecek olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum” diye konuştu.

EĞİTİMİNİ TAMAMLADIĞINDA KENDİSİNİ İYİLEŞTİREN SAĞLIKÇILARDAN BİRİ OLMAK İSTİYOR
Yazar Cenk Geçermiş’in lösemiden kurtulan kızı Öykü ise; lösemi ile boğuştuğu süreçte yaşadıklarının da etkisiyle gelecekte Moleküler Biyoloji ve Genetik dallarında eğitim görerek, donör ve kan uyumunu kontrol eden bir sağlıkçı olmak istediğini söyledi.

11 yaşında yakalandığı hastalığı kendisine babasının uygun bir dille anlatmasıyla öğrendiğini kaydeden Öykü Geçermiş, “İlk öğrendiğimde bu hastalığın bu kadar ciddi bir şey olduğunu bilmiyordum. Ancak zamanla annem ve babamın bana belli etmemeye çalıştıkları üzüntüyü fark ederek, durumumun ciddiyetini anladım. Bunu anladığım zaman, bana atlatılması kolay bir rahatsızlık olarak aktarılan lösemi ile gerçek anlamda tanışmış oldum” dedi.

Lösemiden kurtulabilmek için yoğun bir çaba içerisine girdiğini anlatan Öykü Geçermiş, “Bu anlamda doktorlarımın tavsiyelerine harfiyen uydum. Pozitif düşünerek her zaman moralimi yüksek tutmaya çalıştım” diye konuştu.

Gelecekte LÖSEV gibi kuruluşlarda gönüllü olarak çalışmayı ve ihtiyaç sahibi hastalar için donör olmayı çok istediğini belirten Öykü Geçermiş, “Lösemi yenilmeyecek bir hastalık değil. Bence bu hastalığa yakalandığını öğrenenler, hayata her zamankinden daha güçlü olarak sarılmalılar. Her zaman pozitif olmalılar ve bu hastalığı yenebileceklerine inanmalılar.

Bu hastalığa yakalanan çocukların aileleri de her ne kadar güç olursa olsun çocuğa bu hastalığa yakalandığını söylemeliler ama son derece güçlü görünerek, çocuğun bu hastalığı yenebileceğini telkin etmeliler. Anne ve babalar bu hastalığa yakalanan çocuğun yanında asla ağlamamalıdırlar. Çünkü çocuk, bu durumu gördüğü zaman hasalıktan korkmaya başlıyor” ifadelerini kullandı.

“ASLA KÖTÜ SONU DÜŞÜNMEDİK”
Öykü’nün annesi Sebahat Geçermiş ise, iki evladından biri olan kızının bu hastalığın pençesine düştüğünü öğrendiğinde çok büyük bir şok yaşadığını kaydederek, “O anda sanki o hastanenin bütün duvarları üzerimize yıkıldı.

Tedavi süreci başladığında ise içimizde hiç bitmeyen kızımızın sağlığına kavuşacağına ait çok büyük inanç bizi ayakta tuttu. Kötü sonu asla düşünmedik. O kötü sonla karşılaşmamak için hep mücadele ettik. Kızımıza uygun bir ilik naklinin yapılabileceği bir donörün bulunacağının umudunu her zaman içimizde yaşattık.” dedi.

Tedavi sürecinde aynı hastalıkla boğuşanların hayatlarını kaybetmelerine tanık oldukça bazen çok ciddi umutsuzluklara da kapıldıklarını anlatan Sebahat Geçermiş, “Ama lösemi tedavisi görüp de iyileşen binlerce de hasta vardı. Biz hep madalyonun bu tarafından bakmaya çalıştık. Hatta hastaneye sıklıkla bu tedavilerin ardından iyileşenler de geliyordu. Bu hastaları görmek bize çok büyük moral dopingi oluyordu.” ifadelerini kullandı.

Lösemi hastalığının tedavi sürecinin oldukça uzun bir zaman dilimi içerisinde olduğuna işaret eden Sebahat Geçermiş, “Ama evladının bu hastalığın pençesine düştüğünü öğrenen her ebeveyn, ilk şoku atlattıktan sonra o karamsarlığı bir kenara bırakmak zorundadırlar. Kendilerini eninde sonunda bu hastalığı yenebileceklerine inandırmalıdırlar.

En önemlisi de bu çocuklarımızın karşısında olumlu düşünüp, onlara moral vermek zorundayız. Çünkü biz o anda onların aynası oluyoruz. O çocuklar biz ebeveynlerin moral bozukluğunu hemen hissedebiliyorlar. Özelliklede anneler bu konuda çok özen göstermeliler. Zira bu hastalıkla mücadele eden çocukların başında yüzde 90 oranında anneler kalıyor. Bu annelere tavsiyem, önce bu hastalığı kabullenmeliler. asla ümitsizliğe kapılmasınlar.” dedi.

“TEKRAR TEKRAR O GÜNLERE GİTMEK ZOR AMA BU KİTAP DA ÖNEMLİ BİR REHBER”
Eşi Cenk Geçermiş’in yazdığı kitabı da değerlendiren Sebahat Geçermiş, “Aslında tekrar tekrar o dönemleri yaşamak pek güzel bir şey değil. Evet, kitap güzel ve çok şeyler anlatıyor ama ben şahsen kitabı okurken bile o dönemdeki yaşanılanları yeniden yaşıyorum. Bu açıdan benim pek güzel bir şey değil. Ama bizim de amacımız; o hastaneye ilk yattığımızda, bu hastalığı tanıdığımızda neler yaşadığımızı çok iyi bildiğimiz için, bu hastalığa yeni yakalanan çocukların anne ve babaları bu kitabı eline aldıklarında onlara iyi bir rehber olabilmektir” diye konuştu.

ÜNLÜ DİZİ FİLM OYUNCUSU BENNU YILDIRIMLAR’DAN KİTABA TAM DESTEK
Öte yandan televizyon ekranlarının başarılı oyuncusu Bennu Yıldırımlar da yazar Cenk Geçermiş’in “Umudunu Hiç Yitirme” isimli kitabına tam destek verdi.

Bu dönem 3. yılına girecek olan “Kadın” dizisinde; Aplastik Anemi hastalığını da işlediklerini hatırlan Bennu Yıldırımlar, “Dizide ilik naklin önemine ilişkin bazı bilgileri izleyicilerimize vermeye çalıştık. Şimdi ise Ayvalıklı yazar Cenk Geçermiş’in yazmış olduğu “Umudunu Hiç Yitirme” isimli kitabında da ilik nakli ile ilgili yaşanmış bir öykü bulunuyor.

Bence bu konuda insanlarımızın daha da hassas davranması gerekiyor. Mesel yakın geçmişte Öykü Arin için toplanmış binlerce donörden toplanmış olan kök hücrelerin de bir an önce incelenmesi ve eşleştirilmesi açısından da ivedi davranılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

İlik naklinin en az organ nakli kadar önemli ve hayati bir mesele olduğunun altını çizen Yıldırımlar, “Bence toplum olarak ne kadar birbirimize verebileceğimiz şeyler varsa bunları verebilme ve toplum fertleri olarak birbirimizle daha fazla paylaşımlarda bulunmamız gerekiyor.

Bu yüzdende Cenk Geçermiş’in geçmişte yaşadıklarını kalem alıp, yayınladığı bu kitabın da tüm gelirini sosyal kuruluşlara bağışlamasını çok önemsiyorum. Allah tüm lösemi hastası ola çocuklarımıza ve insanlarımıza bir an önce şifa versin” diye konuştu.




















