

FATİH SEZGİN
Tv ekranlarında ve yazılı medya da “adalar” krizi tartışılıyor, konu ve tarih bilgisi olmayanlar, ada ile kara parçasını karıştıranlar konuşup, yazıp durmaktalar.
Kimse,milli meseleler hakkında cambazlık yapmaya, lafı kıvırmaya, yalın gerçekleri oraya buraya çekerek saptırmaya, algı yönetimine girişmeye kalkmasın…
Niye mi böyle yazıyorum
2004 yılından bu yana Yunanistan’ın bilfiil işgal altında tuttuğu ve siyasi iradenin de suskunlukla cevap verdiği 18 ada ve 1 kayalık hakkında ahkâm kesmeye kalkanlar nedeniyle…
İşgal edilen adalardan Hurşit Adası’nın İstanbul’daki Büyükada’nın beş misli, Eşek Adası’nın üç misli, Bulamaç Adası’nın ise Büyükada büyüklüğünde olduğu bilindiği halde Güvenlik Uzmanı sıfatıyla 11 Haziran 2017’de CNN TÜRK’te Hakan Çelik’in sunduğu “Hafta Sonu” programına katılan Mete Yarar’ın, “Ada demeyelim onlara kaya parçası… Adaların ihtilaflı ve kaya parçası olduğu, kime ait olduğunun belirlenmediği, çıkılıp inildiği, bayrak çekilip indirildiği, 18 Ada sorununun son iki yılda yaşandığı” sözleri daha dün gibi hafızalarımızda. Mete Yarar’ın akıl ve mantıkla bağdaşmayan, tarihi ve coğrafi gerçeklerle de uyuşmayan bu sözleri yetmiyormuş gibi bu seferde de Habertürk TV’de Didem Arslan’ın sunduğu “Türkiye’nin Nabzı” programına katılan Nagehan Alçı, yüzü hiç kızarmadan işgal altındaki adalarımız için, “Keçilerin otladığı 18 kaya parçası” tanımlamasında bulunmuş ve akabinde “Keçilerin otladığı kaya parçaları için savaş mı çıkaralım” diyerek sözlerini savunmuştur.
Bir kez daha altını çizerek tekrar edelim. 1996 yılında Kardak Kayalıkları krizi sonrası Ege ve Akdeniz’de 150’nin üzerinde Türk egemenliğinin altında bulunduğu anlaşılan Ada, Adacık ve Kayalıkların aidiyetini tartışmak ve bu durumu bir sorunmuş gibi lanse edip görüşmelerde hallediyoruz diyerek işgale göz yummak abesle iştigaldir.
Birilerin “kaya parçası” diyerek küçümsediği bu 18 ada ve 1 kayalık, Türk egemenliği altındaki vatan toprağıdır. Ve her birinin “Karasuyunun Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı” olduğu da asla unutulmamalıdır.
Nagehan Alçı’nın “Keçilerin otladığı 18 kaya parçası” dediği adalarımızdan“KEÇİ” ve “EŞEK” adalarında, keçilerin değil de, 2017 ve 2018 yıllarında kimlerin dolaştığının videolarının TV ekranlarında paylaşıldığını hepimiz bilmekteyiz.
Ve hala birileri çıkıp “Keçilerin otladığı kaya parçaları için savaş mı çıkaralım” diyebilmektedir
2017 yılının başında Kardak kayalıkları bölgesinde yaşanan gerginlik krizi sonrasında Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın “Ege’de aidiyeti belli olmayan (gri bölgeler) bölge yoktur… Yunanistan karşı taraftan ihlal edilen ulusal haklarını, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku içinde koruma kararlılığındadır” sözlerine, AB’nin 2020 Denizcilik Vizyonunu çizen Limasol Deklarasyonu kapsamında onay vermiş olmuyor muyuz?
Son söz: 1996 yılından bu yana 2020’ye 2 yıl kala işgal boyutu çok farklı boyutlara erişirken, siyasi parti liderlerince Ege’de artan gerginliğe bağlı olarak zaman zaman dile getirilen “2019’da geleceğiz. O 18 adayı da alacağız”, “Sıkıysa gelin alın diyor. Ben de şimdi ona diyorum az kaldı, sıkıysa sen verme!”, “Topraklarımıza göz dikenler olursa onlara dünyayı dar etmesini biliriz” lafları artık bir kenara bırakılıp, bu sorunun milli bir mesele olduğu “Lozan’ın kurduğu ama Yunan’ın bozduğu Ege’deki dengenin yeniden kurulması” bilinci ve vizyonu içerisinde söylem ve eylem birliğine gidilmesi esas olmalıdır.
“Komşu çocuğu Çipras’ı severiz, ama adalar konusundaki yalın gerçeği ondan daha çok severiz.”
