CENNET AYVALIK’IMIN GÜZELLERİ! « Medya Ayvalık – Ayvalık Haberleri

SON DAKİKA

CENNET AYVALIK’IMIN GÜZELLERİ!

Bu haber 07 Ekim 2020 - 0:48 'de eklendi ve kez görüntülendi.

RECAİ ŞEYHOĞLU

31 Ağustos’ta CHP Bergama İlçe Örgütü’nde 49. Kütüphanemizi büyük bir coşkuyla açtıktan sonra ikinci adresim Ayvalık’ta yeşille mavinin ebedi ve ezeli aşkına tanıklıkla geçiyor günlerim.

Deniz, kum, güneş, arkadaşlar, minik turlar…

Bu arada Ayvalık Belediyesi’nin 32. Kitabım ‘ Dereden Tepeden ‘ için yaptıkları benim için doğum günü kutlamasıydı adeta. Şeytanın Kahvesi’ndeki imza ve söyleşi için gösterdikleri çaba ve katılımları, beni öyle mutlu etti ki sormayın…

Belediyenin jesti sadece bununla kalmadı. Serkan Kibar ve köylerden sorumlu Mahmut Kaya ile 2015 yılında Bağyüzü ve Beşiktepe’deaçtığımız  Orhan Kemal ve Sabahattin Ali Kütüphaneleri için her iki köye gidip ilgililerle görüşmemiz, benim için kayda değer bir başka konuydu.

Bu arada Çakmak, Tıfıllar, Bulutçeşme ve Hacıveliler  köylerini de ziyaret etmiş olduk bahaneyle.

Akçapınar’a da bir kütüphane açabilir miyiz acabayı konuştuk kendi aramızda.

Deli rüzgarlar o gün bizim için dinmiş görünüyordu. Dağlar, incirin bereketiyle daha bir  güzelleşmişti sanki… Yer gök incirdi.

Çakmak’taki rengarenk evlerin hikayesini daha önce de duymuştum. Bir kez daha dinledim Mahmut’tan. ‘’ Yeni evlenen arkadaşın evi baştan sona yenileniyor ve boyanıyor hocam! ‘’ Hangi evin boyası yeniyse bilin ki o evde yeni evliler yaşıyor. Ne güzel bir gelenek…

Ayvalık’ın toplam 16 köyü var. Her köyüne de gitmişliğim… Önceki dönemde 68’li bir meclis üyesi ile karış karış dolaşmıştık zeytin kokan köyleri.

Evet… Bu köyler zeytin ve bamya kokuyor. Tabii ki bir de incir…

Kuşadası’nın Şirincesi gibi bal ve yağ… Bereketli toprakların üzerinde yaşıyoruz kısaca…

16 köy dedim ya…

Buradan Sayın Başkanımız Mesut Ergin’e seslenmek istiyorum:

‘’ El ele verelim her kütüphanesiz köye birer kütüphane açalım. Adları da Yaşar Kemal, Cemal Süreya, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Arf, Fazıl Say, Fakir Baykurt, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Sait Faik, Behçet Necatigil, Nermi Uygur olsun örneğin…

Çakmak’takinin adı da illa Behçet Necatigil olsun.’’

Ayvalık köylerinde bilim- sanat- edebiyat adına isim yapmış sanatçılarımızın adlarını yaşatalım ve Türkiye’ye örnek olalım.

Gazeteler- televizyonlar ve radyolar ‘ Her köyünde kütüphane olan tek ilçe: Ayvalık! ‘ diye haberler yapsın. Fena mı?

Haydi gelin, böyle bir seferberlik başlatalım.

Cihan Şişman, Kerim Erhan, Medya Ayvalık, Eğitim sendikaları, Şeytanın Kahvesi, Feyza Hepçilingirler, ÇYDD, ADD, Hasan Zeki Sungur, eminim bizleri bu konuda yalnız bırakmayacaktır.

Tabii ki biz de Rasime- Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri olarak bu imecede aktif rol üstleneceğiz. Mavi/ Yeşil Cennette cennetlik bir  kültür projesi olacak da biz işin dışında kalacağız ha…

Hiç de zor değil !  Yeter ki başkan evet desin…

Benim sevgili okurum Arzem de bu konuda bizi asla yalnız bırakmayacaktır. Bundan eminim.

Arzem mi kim?

Her şeyden önce sadık bir okurum… Düşünün bir kez, Tokyo’ya uçmak üzere… İlla benim o günlerde çıkan bir kitabımı  da okumak  istiyor. Benim vermem mümkün değil…  Yayınevini arıyor ve kitabı teslim alıp öyle yola çıkıyor. Kitabım, Japonya ile de tanışmış oldu anlayacağınız…

Beni öyle mutlu etmişti ki sormayın.

Ayvalık Sanat Fabrikası’nda  RRŞKZ Fotoğraf Sergisi açacağız. Annesiyle birlikte elimden tutan o. Sevgili Bülent Çevik, o ve annesi… Ne de güzel düzenlemiştik sergiyi…

Uzun süre görüşmedik diyelim. Bir telefon, ‘’ Hocam Açelya’da görüşelim.’’

Çaylar ondan. Kahveler ondan… Ve seriyor ortalığa yurtdışından getirdiği magnetleri, çikolataları…

Heyecanla anlatıyor da anlatıyor… Annesinin telefonuna bile yanıt vermiyor doğru dürüst. ‘’ Şimdi hocamlayım. Zamanımı alma benim.’’

Heyecanına, samimiyetine gem vuramayan benim sevgili arkadaşım!

Büyümüş de küçülmüş Deniz’in sevgili annesi, arkadaşım Antikacı Cafer’in kızı, uzaklardan bana Lenin magneti gönderen Orhan’ın biricik eşi…

Ayvalık’taki sevgili dostum…

‘’ Gel şu deli rüzgarların dağlarına çıkalım, Eskici Ahmet’i ziyaret edelim.’’ dediğimde ertesi gün  oğlu ve yakını Mehmet ile beni evimden alıp Mutlu, Türközü ve Yeniköy’e götüren/ gezdiren yoldaşım…

Minsk’ten, Aşkabat’tan, Tokyo’dan,  İran’ın Kish Adası’ndan bana selam gönderen gezgin kızım…

Evet, kızım dedim. Ayvalık’ta kızım diyebileceğim tek kadın!

İçimden geçeni okuyan kızım!

Canımın çok nescafe istediği bir gün elinde bir kavanoz nescafe ve çikolata ile  kapımı çalan güzel Ayvalıklı’m!

O ne? Yanında da yakışıklı mı yakışıklı/ akıllı mı akıllı Deniz ve Mardinli Mehmet…

Nasıl da mutlu olmuştum o gün…

Daha başka…

Annesinden doğduğu günkü masumiyeti/ temizliği v çocuksuluğu 50’li yaşlarında hâlâ sürdüren  vücutgeliştirmeci Mustafa Önen…

Hergün, sabahın  dörtbuçuğunda evden çıkıp  salonunda sporuna başlayan, salonunun önündeki kedi ve köpekleri onlarla konuşarak besleyen, evine döndüğünde ise gene sokağın köpekleri ve kedileri tarafından karşılanan sevgili komşum benim!

Canını sıkan kişilere olan öfkesini sosyal medyada  paylaşarak dostlarına  duyarlılık aşısı yapan değerli kardeşim benim.

Ya Mariam?

Bilir misiniz onu? Ayvalık’ın gelin kızını… Yüzünden tebessümü eksik olmayan bu Gürcü kızını illa görmeliyim arada bir. Çay içerken saatin nasıl geçtiğini anlayamıyorum onun yanında.

Kırlent, örtü, el oyası, seramik, porselen almak isteyen olunca onun işyerini tarif ediyorum dostlarıma. Antikacılar Çarşısı’nın yıllanmış esnafıdır o.

Benim mangal yürekli arkadaşım!

Uzun uzun muhabbet etmek istersem iki kapı çalıyorum. Arif Buz/ Suat Kaçak…

‘’ Atların değil beygirlerin ressamı’’ dediğim Ayvalıklı Ressam Arif Buz, uğrak adreslerimden… Bu toprağın biricik ‘ yerli ‘ ressamı.İşyerinin hemen üstü hem atölyesi hem de  sanat dostlarının buluşma  bürosu. Burada içilenler, insanı ressamcı (!) yapıyor doğrusu.

Ayvalık’ta anneme kucak açmış, onu hep yaşanır kılan, sabahtan akşama kadar annemle iç içe bir ömür süren bir başka dost da Suat Kaçak…

Ayvalık’ın en meşhur portrelerinden…

İnternete girin, ‘ Şeytanın Kahvesi’ deyin, anlarsınız ne demek istediğimi…

Palabahçe’nin en birinci(!)  meşhur Ayvalıklısıdır o!

Bir araya geldiğinizde ona bir Midilli hikayesi anlattırmayı da unutmayın bence.

Canım şiir mi dinlemek istiyor? Canlı renklerle mi buluşmak istiyor? Kitapları mı konuşmak istiyor?

Macaron’da alıyorum soluğu. Bedri Karayağmurlar’ın atölyesinde…

Yeni haberler, gelişmeler, olaylar, dedikodular mı…

Doğruca eski garaja… Medya Ayvalık’a… Sevgili Suat Salgın’a…

Ayvalık’ın ‘ NumberOne’ gazetecisi… Koşuşturan, cevval bir gazeteci…

Ayvalıklı, yayımlanan kitaplarımı onunla öğreniyor. İyi ki varsın Suatçığım!

Çok mu özledim…

Doğruca İskele’ye… Burhaniye’nin İskele’sine… Yoldaşım Öner’e… Kardelen’in Öner Yağcı’sına… Biricik arkadaşıma… Öner, dostluğun/ arkadaşlığın adresidir.

Cumhuriyet, zenginleşti onun kalemiyle… Keşke günün birinde ‘ Kim Milyoner  Olmakİster’e katılsa da  herkes öğrense onu.

Barbaros Caddesi’ndeki ‘ Barboros ‘ yazısının düzeltilmesi konusunda belediyeyi uyarmış, bu konuda Yeni Asır’da yazmış ve yanlışın düzeltilmesi konusunda bir görev(!) üstlenmiştim üç beş yıl önce. Her bir tabela düzeltilmediyse de çoğu yanlış yazımlardan kurtulmuştuk o günlerde. Ahmet yerine Amet yazılır mı hiç? Barbaros da Barbaros olarak yazılmalıydı.

İşte Barbaros’un adı verilen  bu cadde, Ayvalık’ın illa görülmesi gereken caddelerinden biri. Çok sayıda sanat atölyesi bulunuyor bu cadde üzerinde. İstanbul’un İstiklal Caddesi, İzmir’in Kıbrıs Şehitleri Caddesi gibi…

Bu caddede dolaşmanın tadını bana ne çipura veriyor ne de bir kadeh rakı…

Ayvalık Sanat Fabrikası, Ali Akdamar’ın  Atölyesi, Meşhur Cavlı Kahve, butik oteller/ pansiyonlar, Oğuz Atay’ın evi, takıcılar ve Bit Pazarı… Ve daha sayamadıklarım…

Ayvalık’ın antikacıları bence ne İstanbul’da ne İzmir/ Kızlarağası  Hanı’nda ne de Bursa Soğanlı Pazarında var… Ayvalık, antikanın  başkenti! Almayacaksanız bile  gezinin Bit Pazarı’nda ve Antikacılar Çarşısı’nda…

Ahşap kasa radyolar, lüksler, gaz lambaları, ahşap sehpalar ve her yerde göremeyeceğiniz objelerin hepsi  Ayvalık’ta.

Yaratı ustası Eskici Ahmet, eskiden PTT’nin karşısındaydı. Şimdi Türközüköyü’nde… Verin ona bir telefon, size iki saat sonra onu gece lambası yapıversin.

Hindistan’a gittiniz mi hiç?

Gitmediyseniz o kadar da önemli değil… Çandarlıoğulları soyundan Takıcı Levent Bey’e uğrayın, tanışın, konuşun. Size uzun uzun anlatsın o devasa ülkeyi. O kadar çok şey öğreneceksiniz ki… Siz de bunun karşılığında artık bir takı alırsınız ondan.

Bir başka yaratıcı da Küçükköy’dekiArelos Sanat Evi’nin sahibi Abdullah İnaler. Plaklarını dinleyemediyseniz Fikret Kızılok’un dert edinmeyin. Çünkü o Küçükköy’de. Anılarını yazdığı kitabı ve CD’leriyle… Evet… Yanlış anlamadınız, Fikret Kızılok Küçükköy’de.

Abdullah İnaler olarak… Neler yapıyor, gidince görür öğrenirsiniz. Küçükköy’e gitmişken Kent Müzesini ziyaret etmezseniz yanlış yaparsınız. Köyde müze mi olur, olur! O köyün adı Küçükköy’se…

Sokak aralarındaki diğer sanat atölyelerini de ihmal etmeyin bence. Güler Sabancı’nın açtığı okulu da… Yeni Çarohori’ymiş bu köyün eski adı. Bilginize…

Küçükköy’den tekrar merkez dönelim biz.

Ayvalık Ayazması, Saatli Cami, Çınarlı Cami, Taksiyarhis Kilisesi, Cunda’daki Taksiyarhis Kilisesi ve At Arabacıları Meydanı’nı zaten görmeye çalışacaksınız.

Tescilli 2 binin üzerinde Rum evinin bulunduğu Ayvalık’ta , 1891 nüfus sayımında 21 bin 666 kişi yaşıyormuş. Bir zamanlar akademisi olan bu şehirde sadece 180 Türk yaşıyormuş.

Başka bir bilgi: Türkiye’de 470 kuş türü yaşıyor. Ayvalık’taki kuş türü ise 247

752 farklı bitki türüne  de ev sahipliği yapıyor bu Mavi/ Yeşil Cennet.

Kediler ve köpekler için burası bulunmaz bir kasaba. Ne demek istediğimi anlamak için sokaklarına girin, anlayacaksınız. O arkadaşlar bu kasabanın  bizlerin dışındaki en önemli sakinleri/ sahipleri.

Ressam Fikret Mualla, yıllar önce burada resim öğretmenliği yapmış.

Türkçenin Kraliçesi Feyza Hepçilingirler buralı. Yaz mevsimini burada geçiriyor. Her defasında düşünmüşümdür, neden onun bir büstü kasabanın orta yerinde yok ?

Türkçe’ye en önemli katkıda bulunmuş üç beş kişiden biri olan Feyza Hanım’a Ayvalık Belediyesi bunu yapmalı bence. Sağında Fikret Mualla, solunda da Ahmet Yorulmazlı bir rölyef çok da yakışır  Ayvalık’ımıza…

Öğrendiğime göre şair, yazar, heykeltraş, ressam, gazeteci, vitray sanatçısı vb. olarak bu kasabada yaşayan kişilerin sayısı 116 imiş.

Kasaba girişine  ‘ Sanatın/ Sanatçının İlçesi Ayvalık’a Hoşgeldiniz ‘ yazılsa  doğru olmaz mı?

Yıllarca fizik  okumuş ve okutmuş Prof. Işık Karabay Altenburg, emekliliğini burada geçiriyor. Keçe Atölyesinde… Evet, yılların fizik profesörü şimdi de keçenin profesörü olarak Ayvalık’ta yaşıyor. Biliyor muydunuz?

Çamlık’taki köşkleri görmeden, Çamlık’ı dolaşmadan ‘ Ayvalık’ı gördüm.’’ demeyin sakın.

Birisi kapısını açarsa bana, ben bir Ayvalık öyküsü çıkarırım oradan. Bu sözüm üzerine şimdi bir davet bekliyorum bir köşk sahibinden. Bu bir mübadil öyküsü olabilir. Pekala bir aşk da olabilir, bilemem.

Ayvalık denince Aysel Namlı unutulmamalı.  Yardımsever bir portre olarak tanıdığımda  kahvelere kütüphane kurmakla meşguldü.

Ayvalık’ta doğmamış olabilirsiniz. Bu anlamda şanssızsınız.

Gelmeyin diyen yok ki…

Buyrun gelin, size yetecek kadar mavimiz/ yeşilimiz var.

Kuvayi Milliye ruhunun kök saldığı topraklar burası. Hafta sonu belediye hoparlöründen İstiklal Marşı mı  geliyor kulağınıza… Sağınıza solunuza bakın lütfen. Hareket halindeki araçların durduğunu, sürücülerinin inip hazırola geçtiğini, vatandaşların hazırolda saygıyla beklediğini, kimilerinin marşa eşlik ettiğini göreceksiniz.

İşgal kuvvetlerine sessiz kalanların değil, direnenlerin kasabası burası.

Doğasıyla, insanıyla bir başkadır Ayvalık’ımız. Balığı bile cana yakındır. Yüzerken elinize ayağınıza takılıyorsa, bu onun Ayvalıklılığındandır.Bilin ki size merhaba demeye çalışıyordur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.