Ayvalık´ta bir ilke imza atılıyor

EĞİTİM, NAMIK TUNCEL, VIDEO GALERİ

AYNA…

Bu haber 08 Mayıs 2019 - 15:28 'de eklendi ve kez görüntülendi.

RECAİ ŞEYHOĞLU

Ocak, şubat, mart yerine evvelden  muharrem, safer, rebül-evvel, rebül ahir, cemeziyel-evvel, cemeziyel-ahir, recep, şaban, ramazan, şevval, zilkade ve zilhicce diyormuşuz.

Yeni  yetişen bir grup kafa bile artık bu sözcükleri kullanmıyor. Artık şimdi beachler var, trendimiz var, bakkal değil de marketlerimiz var. Bu gidişle berber sözcüğü de kullanım dışı kalırsa şaşırmayacağım.  Arap uşağına dönmüş  buyeni’lerneden konuşurken  cemeziyel- evvel değil de ‘ mayıs ‘ der,  buna da şaşmıyor değilim. Caddelerde, sokaklarda,  brifinglerde, resepsiyonlarda neden  göbeğine kadar sakalla ve  Arap uşakları gibi terlik ve çuvala benzer giysilerle değil de  papyon, kravat ve takım elbiselerle  boy gösterdiklerine  de şaşmıyor değilim…Pastaneye gittiğinde hangi birisinin hurma istediğini de merak etmiyor değilim. Profiterol ya da dondurmalı süpangle  veyahut  benzeri bir tatlı yediklerine şüphem yok! Çocuklarını  okumak ya da doktora yapmak üzere Malezya’ya, Mısır’a da gönderdikleri yok bu yeni’lerin !

Sevmeden/ babasının zoruyla tıpta okuyan  Tarıklar gibi… Sevmeden/ anne zoruyla  keman bölümünde okuyan  Sevgi , Deniz ve Şükranlar gibi… Mutsuz bir kuşak yetişiyor ! Biraz da  fikriyle zikri bir olmayan…

Dünyanın en mutsuz ülkeler sıralamasında  derece yapmış bir toplum olup gittik.

Başkentin dibinde  ana muhalefet liderine linç girişimi yaşanıyor. Taşlar havada uçuşuyor. Küfürlerin bini beş para, elinde demir sopalarla  ağzından salyalar saçarak  saldırıda bulunanlar varken, bir inek hırsızı  da ana muhalefet liderinin yüzüne yumruk atıyor. Bu olayın araştırılması için meclise soru önergesi veriliyor. İktidar sahipleri, olayların araştırılıp aydınlığa kavuşturulmasını  istemiyor olmalı ki önergeyi reddediyor. Oysa, olay araştırılsa, suçlular ortaya çıkarılsa  iktidar da rahatlayacak belki.

                                                          *

Bir ara cezaevlerinde FETÖ’den 39 bin, PKK’den 10 bin, İŞİD’ten 1500 hükümlü ve tutuklu yatıyordu. Uyuşturucudan ise 52 bin ! Hırsızlıktan 42 bin, cinsel suçlardan ve tecavüzden de 18 bin…

Şimdi bu sayılar daha da çoğaldı ki  yeni yeni cezaevleri yapılmakta. Din dersleri zorunluyken  ve her Ramazan ayında bir ay boyunca milyonlarca lira  ücret karşılığında müminlere güzel ahlâk ve sevgi- saygı konusunda  öğütlerin verildiği Türkiye coğrafyasında bu kadar terörist ve  ahlâksız- hırsızın varlığını anlamakta zorlanıyorum ben. Rakamlar teröristten ziyade uyuşturucunun çoğaldığını gösteriyor. Yani, en büyük tehlike uyuşturucu ! Ama sabah akşam Fetöcü ve bölücü avı haberleriyle dolu televizyon ekranları. Bunu da anlamış değilim.

Karşıyaka’da bir ay önce aldığım kilosu 20 lira olan pancar zeytininin bugün neden 24 lira olduğunu anlayamadığım gibi… Günde 16 – 18 saat çalışan, nedensiz korkuları olan, kimselere güvenmeyen,kendisini Alman mimarların en büyüğü olarak gören ve kendisine karşı çıkılmasını devlete  karşı işlenen bir suç gibi  değerlendiren manyak Hitler’in peşine takılan milyonlarca Alman’ı anlayamadığım gibi… 10 – 15 yıl önce Aziz Kocaoğlu’nun Tayland’ta açılan Bahçecilik Fuarındaki  bir hafta sürecek olan Türk Günü’ne  neden üç beş kişiyle değil de 242 kişilik bir kafileyle katılmak istediğini anlayamadığım gibi… Mecliste yer alan milletvekillerinin  ideolojik konularda  birbirlerinden biraz farklılık gösterseler de  maaşa zam konusunda  neden hepsinin  bu konuda hemfikir olduklarını anlayamadığım gibi… Madam Bovary’nin yazarının eğitim konusunda ‘’ Lâik, parasız ve zorunlu eğitim aptalların sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. ‘’  sözünü anlayamadığım gibi…

Ülkemin  kimi siyasetçilerini  ve ikide bir gerekli- gereksiz konularda  fetvalar veren din adamlarını anlamakta zorlanıyorum. Partisinden aday gösterilmediğinde bir anda  partisini  bırakıp karşı tarafa geçen  siyasetçileri de anlamış değilim.

Gelelim yazının sonuna…

Brüksel’de, ikisi metroda biri havalimanında üç bomba patladı. İçişleri Bakanı Jan Jambor ve Adalet Bakanı KoenGeens istifa ettiler. Bükreş’te bir gece kulübünde yangın çıktı. 32 kişi öldü. Romanya Başbakanı Victor Ponta, ‘’ İşin siyasi sorumluluğu bana ait. ‘’ diyerek istifa etti. Portekiz Maliye Bakanı, ekonomik krizi iyi yönetemediği için suçlandı. İstifa etti. 27 Şubat’ta Kahire’de RamseyGarında  bir tren kontrolunu kaybedip rayların sonundaki bariyerlere çarptı. 25 kişi öldü.50 kişi yaralandı. Olayın ardından hemen Ulaştırma Bakanı Hisam Arafat istifa etti. Güney Kore’de üniversite giriş sınavında iki soru hatalı çıktı. Milli Eğitim Bakanı özür diledi. Soruları hazırlayan kurulun başkanı Kim Sun Hoon derhal istifa etti. Evinde sigortasız işçi çalıştıran İsveç Ulaştırma Bakanı istifa etti. Japonya Tarım Bakanı, okullara ve huzurevlerine küflü pirinç verildiği ortaya çıkınca istifa etti. Danimarka Kalkınma Bakanı ChristianFriis Bach, emrindeki fonlardan 360 bin lira fazla ödeme yaptığı için istifa etti. Letonya’da, başkentte bir alışveriş merkezinin çatısı çöktü. Başbakan ValdisDombrovski hemen istifa etti. Tunus’ta 11 bebek öldü. Sağlık Bakanı Abdurrauf Şerif istifa etti.

Bence biraz düşünelim. Biraz vicdan muhasebesi yapalım. Sokrates’in ‘ Kendini tanı ! ‘’ sözünü de  oturduğumuz odanın bir köşesine asalım ki aynaya bakmış gibi olalım. Aynaya bakmaktan da korkmayalım. Yüzleşmek iyidir zira !

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.